SEVGİLİ KADINLAR,

KOMŞUM, İŞ ARKADAŞIM, SIRA ARKADAŞIM,

Bu mektup sana.

Evin tüm yükünü tek başına sırtlayıp emeği yine de görünmeyen; gece başını yastığa koyduğunda çocuğunun beslenme çantasına ne koyacağını kara kara düşünen,

Pazarda çantasına ne atacağını değil, tezgâha neyi geri bırakacağını hesaplayan,

Sabahın zifiri karanlığında yola düşen; market kasasında, fabrikada, hastanede, ofiste saatlerini tüketen,

Gündüz derse yetişip akşam kafelerde, çağrı merkezlerinde koşturan; yurt ya da kira parasını ödeyemediği için okulunu bırakmanın eşiğine gelen,

“Evimize üç kuruş katkım olsun” diyerek MESEM adı altında çocuk işçi olarak can güvenliği olmadan sömürülen; okusa da işsiz kalmaktan, geleceksizlikten korkan,

Çocuğuna kreş, yaşlı anne babasına bakım evi bulamadığı için işinden vazgeçip eve kapanmak zorunda kalan,

Yıllarca çalışıp çabaladıktan sonra kuşa dönmüş emekli maaşıyla ay sonunu getiremeyen,

Ve her gün haberlerde bir kadının daha adını duyup kendisi, çocuğu, kardeşi, arkadaşı için yüreği ağzında yaşayan; akşam eve dönerken arkasını kollamadan adım atamayan kız kardeşime…

Yani hepimize.

Bu düzende emeğimiz ucuz, zamanımız değersiz, hayatlarımız ise bize ait değilmiş gibi davranılıyor.

Biliyoruz. Çünkü biz de tam olarak aynı hayatı yaşıyoruz. Çünkü derdimiz bir, yükümüz bir.

Bize bütün bunları “kader” diye yutturmaya çalışıyorlar.

Ama bu düzen bizim kaderimiz değil!

Bu düzen, bir avuç zengini ihya etmek üzerine kurulu. Bu düzende patronlara tek kalemde vergi afları çıkarılırken, teşvikler yağdırılırken kaynak var. Ama sıra çocukların bir öğün beslenmesine, mahalleye açılacak bir kreşe, gençlerin barınmasına, kadınların güvenli bir hayat sürmesine gelince ise kaynak yok deniyor.

Oysa kaynak var.

Eksik olan, bu kaynağı halkın, kadının, çocuğun ihtiyacına harcayacak irade.

Ve biz biliyoruz: Bu irade biziz.

Biz seninle birlikte bu düzeni değiştirebiliriz.

Kadınlar bunu tarihte defalarca kanıtladı. Bugün sahip olduğumuz hakların hiçbiri bize lütfedilmedi. Hepsini mücadele ederek, yan yana gelerek, sokakları doldurarak, birbirimize güç vererek kazandık.

“Evin reisi kocadır” diyen yasayı kadınlar tarihe gömdü. On yıllar süren mücadelenin sonunda 2002’de Medeni Kanun değişti, “ev reisi” zorbalığı son buldu.

Kürtajı yasaklamak istediklerinde kadınlar sokakları doldurdu ve o yasayı geçirtmedi.

2016’da çocuk istismarcılarını aklama yasası getirildiğinde kadınlar o gece meydanlara çıktı; düzenleme birkaç gün içinde Meclis’ten geri çekilmek zorunda kaldı.

Rojin’in, Gülistan’ın, Şule’nin davasını sahiplenen; kadın cinayeti davalarında adliye kapılarını boş bırakmayan kadınlar, nice failin cezasız kalmasına karşı mücadele etmeyi sürdürüyor.

Değişmez sanılan ne varsa, kadınlar omuz omuza verdiğinde değişti.

Şimdi de değiştirebiliriz.

Çünkü bizim istediğimiz hayat öyle ulaşılmaz bir hayal değil. Biz hakkımız olanı istiyoruz.

  • Okullarda her çocuğa her gün bir öğün ücretsiz, sağlıklı yemek ve temiz su.

  • Her mahalleye ücretsiz kreş; yaşlılarımız ve hastalarımız için kamusal bakım güvencesi.

  • Eşit işe eşit ücret, herkese sigortalı, güvenceli ve insanca bir iş.

  • Temel gıdada, ped ve tüm hijyen ürünlerinde sıfır vergi.

  • Parasız, nitelikli ve ulaşılabilir sağlık hizmeti.

  • Kadın katillerine “iyi hal” indirimleri değil, gerçek adalet.

  • Kılığımıza, yaşam tarzımıza kimsenin karışmadığı; çocuklarımızın bilimsel ve laik eğitim aldığı özgür bir ülke.

Bunlar hayal değil.

Bu ülkenin gücü de zenginliği de buna yeter.

Yeter ki yalnız kalmayalım.

Çünkü her birimiz kendi evimizde, kendi derdimizle baş başa kaldıkça bu sömürü çarkı dönmeye devam ediyor. Ama bir apartmanın, mahallenin, fabrikanın, üniversite ve kampüsün kadınları olarak yan yana geldiğimizde işler değişiyor.

Mutfaktaki dert siyasete, siyaset de büyük bir değişim gücüne dönüşüyor.

Çünkü biliyoruz:

Kurtuluş ne Saray’ın kibrinde ne patronların merhametinde.

Kurtuluş kadınları yalnızca seçimden seçime hatırlayan, siyasetin karar mekanizmalarında bize yer açmayan erkek egemen siyasette de değil.

Kurtuluş kendi ellerimizde.

Birlikte olduğumuzda, yalnız olmadığımızı gördüğümüzde, birbirimizin sesini duyduğumuzda başlıyor.

İşte bu yüzden yan yana geliyoruz.

TİP’li Kadınlar olarak biz buradayız. Kapı kapı dolaşıyor, sesine ses olmak istiyoruz. Mahallemizde kadınlarla bir araya geliyor; derdimizi de çareyi de birlikte konuşuyoruz.

Çünkü bu mücadele hepimizin.

Bu düzeni değiştirmek, bu dünyayı tersine çevirmek isteyen her bir kadının mücadelesi.

Sen de aramıza katıl.

Mahallendeki kadınlarla bir araya gel.

Bu mektubu bir komşuna, bir arkadaşına, bir iş arkadaşına uzat.

Aşağıdaki QR kodunu okut, bize ulaş.

Çünkü küçük görünen her adım, yan yana geldiğinde bu karanlığı yırtacak büyük bir güce dönüşür.

Yorgun olabilirsin.

Öfkeli olabilirsin.

Umudun azalmış olabilir.

Ama yalnız değilsin.

Biz varız. TİP’li Kadınlar var.