PARTİ MECLİSİ DEĞERLENDİRMESİ (6-7 NİSAN 2024)

Parti Meclisimiz 31 Mart yerel seçimlerinin genel olarak ülke siyaseti ve partimiz için ortaya koyduğu sonuçları değerlendirmek üzere 6-7 Nisan 2024 tarihlerinde iki günlük bir toplantı yapmış, partinin siyasal ve örgütsel yönelimlerine dair bir yol haritası oluşturmuştur.

2024 YEREL SEÇİMLERİNİN GENEL DEĞERLENDİRMESİ

Türkiye İşçi Partisi, 2023 Aralık ayında gerçekleştirdiği kongresinin çerçeve belgesinde AKP’nin mayıs ayında elde ettiği galibiyetin onun için mutlak bir zafer anlamına gelmediği tespitinde bulunmuştu. AKP’nin sürdürülebilir bir sermaye birikim rejimini tesis edememe, bunu tamamlayacak kuşatıcı bir toplumsal hegemonya oluşturamama ve iç bütünlüğü olan bir rejim inşa edememe gibi 2013’ten beri süregelen yapısal ve iflah olmaz açmazları vardı ve bu açmazların yalnızca bir seçim galibiyetiyle ortadan kalkması mümkün değildi. 31 Mart seçimleri sonucunda AKP-MHP blokunun yaşadığı hezimet, AKP’nin Mayıs 2023’te elde ettiği galibiyetin mutlak bir zafere denk düşmediğini kanıtlamıştır.

31 Mart seçimleri, emekçilere yönelik saldırılarında iyice fütursuzlaşan, halk üzerinde kurduğu baskıda sınır tanımayan ve Anayasa’yı açıkça askıya alacak, yargıyı kendi dar siyasi çıkarlarına tamamen alet edecek kadar zıvanadan çıkan AKP-MHP iktidarına karşı halkımızın tattırdığı ağır bir yenilgidir. 

AKP 2002’de iktidara geldiğinden beri ilk defa bir seçimde ikinci parti konumuna düşmüş, üç büyük metropolde muhalefet karşısında ezici bir mağlubiyet yaşamış ve yıllardır kalesi saydığı pek çok il ve ilçe belediyesini kaybetmiştir. Üstelik bu tablo, AKP-MHP’nin bu seçimlerde de devletin bütün olanaklarını propaganda ve manipülasyon için seferber etmesine, açıkça meydanlardan dile getirilen “oy yoksa, hizmet de yok” tehditlerine, Kürt illerinde sandıklarda sonuçları değiştirmeye yönelik “taşıma seçmen” girişimlerine ve diğer pek çok ilden bildirilen sandıkta hile girişimlerine rağmen gerçekleşmiştir. 31 Mart sonrasında Türkiye’nin AKP-MHP iktidarının istediği gibi at koşturabileceği dikensiz bir gül bahçesi olmadığı, halkımızın buna izin vermeyecek bir inada ve iradeye sahip olduğu açığa çıkmıştır. Açık ki bu tablo, AKP-MHP blokunu geriletmesi ve özellikle Mayıs 2023 seçimlerinden sonra ortaya çıkan sıkışmışlığı aşma potansiyeli barındırmasıyla umut vericidir.

AKP-MHP’nin ülkeyi sürüklemekte olduğu karanlığı yıllardır içine sindiremeyen geniş muhalif kesimlerin Saray Rejimi karşısında en güçlü bloku oluşturabilme düşüncesiyle özellikle büyük metropollerde ağırlıklı olarak CHP’ye yöneldikleri görülmektedir. CHP, bu sayede yıllar sonra bir seçimde ilk defa birinci parti olma konumunu elde etmiş, üç büyükşehir belediyesini koruyabilmiş ve bunun yanında AKP’nin kaleleri olarak bilinen yeni il ve ilçe belediyelerini AKP veya MHP’nin elinden almıştır. CHP’nin elde ettiği bu başarı, bazı yerelliklerde AKP-MHP oyunu kendisine çekmesi yanında daha çok başta İyi Parti olmak üzere muhalif parti seçmenlerinin bu partiye yönelmesiyle ilişkilidir. Bu durum daha önceden Millet İttifakı içerisinde yer alan partilerin muhalefet sahasındaki varlık nedenlerini neredeyse ortadan kaldırmıştır. Bu başarının, CHP’yi Saray rejiminden kurtulmak isteyen halkın farklı kesimleri için bir odak haline getireceği ve bu sayede de gerileyen AKP’nin karşısında toplumsal muhalefetin yönlendirilmesinde daha etkin bir konum kazandıracağı öngörülebilir. Bu aynı zamanda sermaye düzeninin işleyişiyle temelde bir sorunu olmayan CHP’nin yerli ve uluslararası sermaye için de bir alternatif olarak yeniden değerlendirilmesinin kapılarını açacaktır.

Her türlü baskı, sindirme politikasına ve kayyım tehditlerine rağmen DEM Parti, Kürt coğrafyasındaki siyasal ağırlığını korumuş ve hatta belirli illerde arttırmıştır. DEM Parti seçmenleri, ayrıca Batı metropollerinde ağırlıklı olarak AKP-MHP blokunu geriletmeye yönelik oy kullanarak toplumdaki geniş muhalif kesimlerin Saray Rejimi’nden bir an önce kurtulma arzusunu paylaştıklarını göstermişlerdir.

Öte yandan, AKP-MHP bloku için bu yenilginin ortaya çıkmasına yol açan esas etmen, milyonlarca emekçinin desteğini AKP’den çekerek ona oy vermemeyi seçmesidir. Bu kesimler tepkilerini ya CHP’nin gösterdiği adaylardan yana oylarını kullanarak ya Yeniden Refah Partisi’ne yönelerek ya da sandığa gitmeyerek göstermişlerdir. Bu durum, orta vadeli program ve kemer sıkma politikaları adı altında emekçilere “zırnık koklatmayacağını” açıkça ilan eden AKP’ye artık kendi seçmen tabanının bile rest çeker duruma gelmesi anlamına gelmektedir. AKP iktidarı, yüksek enflasyon ve yüksek faiz sarmalı altında kıvranan halkın ve özellikle de açlığa mahkum edilen emeklilerin ücret artış taleplerine burun kıvırmış, piyasa terörü karşısında korunaksız bırakılan emekçilere “bundan sonra kendi başınızın çaresine bakacaksınız” mesajını vermiştir. Halkımız AKP’ye oy ve destek vermenin emekçilere yönelik saldırganlığını daha da arttıracağını görmüş ve bu mesaja AKP’ye desteğini geri çekerek yanıt vermiştir.

31 Mart seçimleri toplumsal muhalefeti yalıtmak ve emekçi halkı ideolojik olarak kuşatmak için devreye sokulan İslamcı-milliyetçi retoriğin de AKP iktidarına eskisi kadar su taşıyamadığını açığa çıkarmıştır. İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırısının başladığı ilk aylarda kendi İslamcı tabanını konsolide etmek ve toplum üzerindeki İslamcı basıncı yoğunlaştırmak için yüksek perdeden devreye sokulan “ümmetle dayanışma” söylemi soykırımcı İsrail’le yapılan ticaretin doludizgin devam ettiğinin açığa çıkarılmasıyla parçalanmıştır. AKP seçmeninin belirli bir kısmının Yeniden Refah Partisi’ne kayması bu partinin hem küçük bir azınlık yağmacı şekilde zenginleşirken geniş yığınların geçim sıkıntısı içinde kıvranması hem de Gazze meselesi üzerinden AKP’yi ahlaki-moral ve ideolojik açıdan sıkıştırabilmesi ve kendisini İslamcı tabanın “hakiki” temsilcisi olarak sunabilmesi ile ilgilidir. 31 Mart seçimleri bu yanıyla aynı zamanda AKP’nin İslamcı-milliyetçi ideolojik alan üzerindeki tekelinin kırıldığını, bu alanın temalarını dilediği zamanda, içerikte ve yoğunlukta kullanabilme gücünün zayıfladığı anlamına da gelmektedir. Bunun AKP’nin ideolojik iç bütünlüğünü sarsmasının ve bu partinin geleneksel seçmen tabanı üzerindeki etkisini zayıflatmasının ihtimaller arasında olduğunu öngörmek mümkündür. 

Göçmen karşıtlığı temelinde, AKP-MHP’nin İslami milliyetçiliğine alternatif etnik-ırksal bir Türkçü milliyetçiliği inşa ve temsil etme çabasının seçmende şimdilik bulduğu karşılık da önümüzdeki dönemin koşullarını değerlendirirken ayrıca dikkate alınması gereken bir durumdur. Programatik ve örgütsel bir derinliğe sahip olmadan kendisini ayrıştırabilen bu ırkçı-milliyetçi ideolojik pozisyonun gençliğin bir kesiminde bulduğu karşılığı işçi sınıfına da doğru yayma çabası tespit edilebilmektedir.

SEÇİM SÜRECİ VE SONUÇLARI İTİBARİYLE TÜRKİYE İŞÇİ PARTİSİ

Partimiz ise 31 Mart seçimlerine AKP-MHP blokunun geriletilmesine mümkün mertebe katkıda bulunmak, Mayıs 2023 seçimlerinde ulaştığı 1 milyona yakın seçmen desteğini korumak veya artırmak, sosyalist belediyecilik anlayışını halkla buluşturmak, rantçı belediyecilik karşısında halkın çıkarlarını müdafaa edebilmek için belediye meclislerinde temsil edilebilmek ve yerel toplumsal dinamiklerle bağlarını kuvvetlendirmek ve partiyi yerellerde kök salar hale getirmek gibi bir dizi amaca ulaşmak üzere girmiştir. Bu hedefler doğrultusunda Türkiye İşçi Partisi 1350 il-ilçe-belde belediye başkanlığı seçim çevresinin sadece 156’sında aday göstermiş, geri kalan seçim çevrelerinde muhalefet güçlerinin kazanmasına engel olmamak amacıyla belediye başkanlığı yarışına girmemiştir. Neticede, partimiz birisi Hatay’ın Samandağ, diğeri desteklediğimiz bağımsız aday yoluyla Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesinde olmak üzere iki belediye başkanlığı kazanmıştır. 12 Hatay-Samandağ ve 5 Nevşehir-Hacıbektaş’ta olmak üzere 37 adayımız belediyeleri denetlemekte önemli bulduğumuz belediye meclis üyeliğine seçilmiştir. Çok sayıda parti üyemiz çeşitli mahallelerde muhtarlık seçimlerini kazanmıştır. Partimiz Türkiye genelinde kesin olmayan sonuçlara göre toplam 281,397 kişinin oyunu almıştır. 

Türkiye İşçi Partisi’nin ülkemizin dayanışma ruhunu ve ilerici birikimini sosyalist belediyecilik anlayışı çerçevesinde iki ilçe için seferber etme görevini üstlenmesi başlı başına önemlidir. Bunun yanında genel başkanımız Erkan Baş’ın belediye başkanı adayı olduğu Gebze’de yürüttüğümüz seçim kampanyası ile Türkiye işçi sınıfının AKP başta olmak üzere sağ partilere büyük bir oy desteği verdiği en büyük merkezlerinden birine partimizin kök salması yönünde önemli bir adım atılmıştır. Gebze’de CHP ve DEM Parti başkanlıkta aday çıkarmasa da belediye meclisinde kendi adaylarını çıkarmıştır. Partimizin belediye meclisinde dışarından hiçbir desteğe sahip olmadığı koşullarda aldığı % 8,5 oy bu açıdan önemlidir.

Tüm bu kazanımlara rağmen partimiz 2023 genel seçimlerinde elde ettiği 1 milyona yaklaşan oy desteğinin çok gerisinde kalmış, toplumda arzu ettiği heyecanı ve umudu yaratamamış ve genel itibariyle başta koyduğu hedeflere ulaşamamıştır. Özellikle Hatay’da, deprem suçlusu iki düzen adayının dışında bir üçüncü seçeneği yaratamayıp halkımızı hayal kırıklığına uğratmış olmak, seçim sürecindeki en büyük eksikliğimiz olmuştur. Bu sonucun gerek parti üyelerimizin gerekse de TİP’in varlığından güç alan destekçilerimizin şevkini kırdığının farkındayız. Parti Meclisimiz bu durumun nedenlerini soruşturan titiz ve özeleştirel bir tartışma süreci geçirmiş ve ortaya çıkan tablonun arka planında yer alan siyasal ve örgütsel sorunları tespit ederek bunları aşmaya yönelik bir yol haritası ortaya çıkarmaya çalışmıştır. 

Bu kapsamda sorumluluğu birinci dereceden Parti Meclisimizde olmak üzere özellikle aşağıdaki başlıkları önemli ve hızlıca telafi edilmesi gereken eksiklerimiz olarak saptıyoruz.

TİP, bu seçimlerde yerellerde yaptığı tercihlere yön verecek Türkiye ölçeğine yönelik kapsayıcı bir siyasi iddia ve söylem geliştirmekte eksik kalmış, her bir yerellik için koyduğu hedefler ve yürüttüğü kampanyayı birbiriyle bütünleştiren genel bir stratejik doğrultuyu seçim sürecine yansıtamamıştır. 

Yerel seçimlerin genel seçimlerden farklı bir işleyişe, ihtiyaçlara ve dinamiklere sahip olduğu gerçeğini yeterince hesaba katamamış ve mevcut örgütsel kapasitesi ile önüne koyduğu hedefler arasındaki uyumu yeterince gözetememiştir. Bu durum, pek çok yerellikte seçim çalışmalarına geç başlamak, bununla bağlantılı olarak aday seçimlerinde zaman kısıtından dolayı yeterince titiz davranamamak, üyelerini ve kadrolarını yeterli, sistemli ve odaklı bir şekilde seferber edememek gibi bir dizi sorunu beraberinde getirmiştir.  

Parti Meclisimiz tüm bu sorun ve hataların esas olarak partimizin 2023 seçimleri öncesindeki hızlı kitleselleşme ivmesine uyumlu bir örgütlenme, kurumsallaşma ve parti içi işleyiş sürecinin eşlik etmemesi gibi ana bir sorunda düğümlendiğini tespit etmiştir. Bu çerçevede merkez organlarla yerel örgütler arasında oluşmuş olan mesafe; parti içi iletişim, katılım ve tartışma kanallarının istenildiği gibi çalışmaması; kurullarımızın ve iç hukukumuza uygun parti hayatının işletilmesi konusunda yaşanan sorunlar, hantallıklar; partimizin üye ve kadro birikimini gerektiği şekilde açığa çıkarıp işlevsel kılamaması gibi önemli eksikler ortaya çıkmıştır.

Partimiz bu doğrultuda her iki hedefin de birbiriyle uyumlu ilerleyeceği şekilde kitleselleşme ile kurumsallaşma arasındaki açıyı kapatacak, partiye örgütsel derinlik ve politik netlik kazandıracak ve parti merkezi ile üyeler arasındaki bağlantı ve etkileşimleri sıkılaştıracak araçları, düzenleme ve pratikleri hayata geçirmeyi acil bir görev olarak önüne koymuştur. 

ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEM PARTİMİZİN SİYASİ HEDEFLERİ VE GÖREVLERİ

Türkiye’de işçi sınıfının ve ezilen, baskı ve eşitsizliğe uğrayan tüm toplumsal kesimlerin siyasal temsiline soyunan Türkiye İşçi Partisi başta 2023 ve 2024 seçimleri olmak üzere yoğun bir seçimler döneminin sonunda Türkiye’de sosyalist solun uzun tarihi göz önüne alındığında kitlesel etki gücü açısından istisnai ve kayda değer bir noktaya erişmiş olmakla birlikte siyasi ve örgütsel hedefleri açısından önünde uzun bir yol olduğunun bilincindedir.

Erdoğan’ın şahsında somutlanan güçlü Saray Rejimi’nin yerleşikleşmesine karşı TİP güçlü bir mücadele vermiş, düzen muhalefetinin yaratamadığı siyasal umudu yaratmış ve hatta ana muhalefet partisinin bu açıdan değişimine de etki etmiştir. 2024 yerel seçimleri sonrasında elde ettiği başarı ve seçmenin ona açtığı krediyle CHP’nin muhalif seçmende bir umut yarattığı ve bunu önümüzdeki dönem Erdoğan’ı iktidardan düşürmek iddiasıyla konsolide etmeye çalışacağı aşikardır. Bununla birlikte toplumsal rıza kazanmada büyük zorluklar yaşayan, geniş bir siyasi ve iktisadi çıkarlar konfederasyonunu yönetmede zorlanan, bunun sonucunda devlet içi sürekli krizlerle boğuşmak zorunda kalan Saray Rejimi’ne karşı mücadelede düzen içi ana muhalefetin ideolojik-politik sınırları da aşikardır. Aynı zamanda, düzen içi muhalefetin sermaye saldırısı karşısında emekçilerin talep ve özlemlerini temsil etme kapasitesi de bizzat bu sermaye kesimleriyle bağları sebebiyle birçok zorluk taşımaktadır.  Türkiye işçi Partisi, önümüzdeki dönemde de halkın düzen siyaseti tarafından karşılanamayan talep, kaygı ve özlemlerini en güçlü ve sahici bir şekilde seslendirmeye ve örgütlemeye devam edecektir.  Türkiye İşçi Partisi’nin varlığı ve mücadelesi, Saray Rejimi ve sermaye saldırısına karşı gerçek bir direnç hattının kurulması ve eşitlik-özgürlük mücadelesi açısından elzem olmaya devam etmektedir.

TİP 2. Kongre Çerçeve Belgesi’nde de ifade ettiğimiz üzere dünyada ve Türkiye’de neoliberal kapitalizmin yarattığı sınıfsal ve ekolojik yıkım ancak baskıya dayalı yeni siyasal rejimler ve iktidarlarca yönetilebilmektedir. Bu sürecin esası emekçilerin siyasete katılım kanallarının sistematik biçimde kapatılmasıdır.  Otoriterleşmeye karşı mücadele emekçilerin siyasete katılım olanaklarının güçlendirilmesinden geçmektedir. Bu doğrultuda önümüze koyduğumuz ana siyasal stratejik hattımız ve görevimiz olan işçi sınıfının önündeki ideolojik kuşatmanın yarılması, onun örgütlü, politik bir özne haline gelmesi, bunun aynı zamanda Saray Rejimi’nde somutlanan otoriter rejimi devirecek ana dinamik olduğu değerlendirmesi geçerliliğini aynen korumaktadır. İşçilerin siyasal temsiliyetini Türkiye’de düzen siyasetinin hiçbir sağ aktörüne teslim etmemek ve işçi sınıfının bağımsız siyasal özne olarak inşasını sağlamak öncelikli görevimizdir. Emek ve özgürlük mücadelesi dün olduğu gibi bugün de ayrılmaz bir bütün oluşturmaktadır.

Seçimlerden hemen sonra AKP iktidarının verdiği bazı tepkiler seçimsiz geçecek önümüzdeki birkaç yılda AKP’nin “kemer sıkma politikalarına” devam edeceğini ve bunun karşısında ortaya çıkması kuvvetle muhtemel toplumsal tepkiyi de otoriter politikalar, zor aygıtları, İslamcı ve milliyetçi ideolojik kuşatma ile bastırmaya çalışacağını göstermektedir. Diğer yandan muhalefet sahasında da emekçilerin tepkilerini İslamcı, sağ-muhafazakâr, ırkçı-milliyetçi ve sosyal-liberal ideolojik hatlar üzerinden soğurmaya yönelik girişimler ortaya çıkacaktır.     

Bütün hamlelere karşı işçi sınıfının mücadelesinin tüm alanlarda güçlendirilmesi, sosyalist siyasetle buluşturulması ve düzen karşıtı bir politik-ideolojik hüviyet kazanması Türkiye İşçi Partisi’nin ana hedefidir.

Hem iktidar hem muhalefetteki düzen partilerinin izleyecekleri bu hat aynı zamanda kadın, LGBTİ+, ekoloji, kent mücadele alanlarındaki toplumsal dinamizmi de zapturapt altına almaya ve/veya soğurmaya, bu alanlardaki ataerkil ve kapitalist yapıları muhafaza etmeye yönelecektir. Dolayısıyla, Türkiye’de sosyalist mücadelenin olmazsa olmaz bir gereği tüm bu alanlarda sürdürülen toplumsal mücadeleler ile derin bir dayanışma sağlamak ve bu mücadeleleri güçlendirmektir. 

Cumhur İttifakı’nın ve Saray Rejimi’nin ana harcı 2015’ten itibaren Kürt meselesindeki milliyetçi-militarist hat olmuştur. Bu hat aynı zamanda düzen içi parlamenter muhalefeti paralize etmek ve bölmek için de kullanılmıştır. Yerel seçimler sonrasında aldığı hezimeti ve ana muhalefet partisinin siyaseten güçlenişini Kürt meselesinde baskıcı, milliyetçi ve militarist politikaları devreye sokarak yönetme arayışı kuvvetle muhtemeldir. Seçim döneminde taşıma seçmen, seçim sonrasında Van örneğinde gördüğümüz halkın iradesini hiçe sayarak fiilen kayyım atama örnekleri kadar Irak’a yönelik askeri operasyonların devam edeceği beyanları da bunun teyidi niteliğindedir. Van seçimlerinde halkın iradesinin yok sayılmasına karşı Kürt halkının, Kürt siyasal hareketinin, sosyalistlerin ve Türkiye’nin batısındaki yurttaşlarımızın sergilediği ikirciksiz dayanışmanın önemi ve öğreticiliği ortadadır. Türkiye İşçi Partisi olarak Türkiye’de Kürt meselesinde barış siyasetinin emek ve demokrasi mücadelesinin ana eksenlerinden biri olduğunu söylemeye ve bu barış siyasetini ülkenin her yanında örmeye devam edeceğiz.

ÖNCELİKLİ SOMUT HEDEFLERİMİZ VE TAKVİMİMİZ

Önümüze koyduğumuz siyasi görevler ve hedefler doğrultusunda Türkiye İşçi Partisi olarak kısa vadeli takvimimiz hedeflerimiz şunlardır.

  • 1 Mayıs’a ülkenin tüm emek, demokrasi ve barış güçleriyle bir arada ve “Cumartesiyi Kazanacağız: Çalışma Süresi Haftalık 35 Saate Düşürülsün” ana talebi etrafında emekçilere yönelik saldırıya karşı ilk kitlesel cevabı örgütleyerek katılacağız.
  • Hatay halkının seçtiği vekilimiz Can Atalay’ın bir yargı darbesiyle sürdürülen tutsaklığına karşı ve özgürlüğüne kavuşması için mücadelemiz kesintisiz sürecektir. Gezi davası tutuklamalarının ikinci yılının dolacağı 25 Nisan’da bu mücadelemizi en güçlü şekilde ortaya koyacağız.
  • Kazandığımız iki belediye için her türlü düşünsel, kadrosal imkanımızı harekete geçirerek sosyalist belediyeciliğin yaşayan örneklerini yaratmayı; yine belediye meclislerine seçildiğimiz veya seçilemezsek de güçlü olduğumuz tüm seçim bölgelerinde sosyalist, halkçı belediyecilik çizgisinde denetleme, baskı kurma faaliyeti yürütmeyi partimizin öncelikli işleri arasında örgütleyeceğiz.
  • Parti Meclisi toplantısını takiben il ve ilçe örgüt birimlerimiz ile Parti Meclisi üyelerimizin katılacağı ve Parti Meclisi sonuç metnimizde ele alınan tüm konuların tartışılacağı yüz yüze toplantılar düzenleyeceğiz.
  • İl ve ilçe yöneticileri ile merkez organlarda görevli yoldaşlarımızın katılacağı yüz yüze ve/veya çevrimiçi toplantıları düzenli olarak yapacağız.
  • Yaz dönemini, partinin örgütsel ve siyasal açılardan güçlendirilmesi amacıyla tüm kadrolarımıza ve üyelerimize yönelik bir dizi yaz kampı düzenleyerek planlayacağız. Partimizin yeni örgütsel yapısını, işleyişini ve güncellenmiş Temel Siyaset Belgemizi belirlemek üzere parti içi demokratik katılım esası uyarınca bu kamplarda bir tartışma yürüteceğiz.
  • Ardından eylül-ekim döneminde gerçekleştireceğimiz bir Tüzük Konferansı ve Siyasi Konferans ile Türkiye İşçi Partisi olarak kendimizi önümüzdeki dönem yeni bir evreye gireceği görülen sosyalizm mücadelesine hazır hale getireceğiz.

Son olarak, Van halkının iradesinin gasp edilmesine karşı İstanbul’da yapılan dayanışma eylemlerine katıldığı için tutuklanan yoldaşımız Umut’un yeniden özgürlüğüne kavuşabilmesi için mücadelemizi sürdürdüğümüzü kamuoyuna bildirmek isteriz.

Türkiye İşçi Partisi olarak sosyalizm mücadelesine her zamanki inadımız ve inancımızla devam edeceğiz. 

Paylaş: