‘Önümüzü göremiyoruz…’

1941 yılı Eylül ayı…

Tarihin bu kesitinde bir özne olarak Sovyetler Birliği’ni ve “önünü görmek” için neleri hesap etmesi gerektiğini düşünün:

Nazi saldırısını durdurup geri püskürtebilecek miyiz? Ya Leningrad düşerse? ABD müttefiklerle birlikte savaşa girer mi, girerse ne olur? Doğudaki Japonya? O neler yapabilir? Naziler Kuzey Afrika’da başarılı olup oradaki kuvvetlerinin büyük bölümünü Avrupa’ya kaydırırsa? Türkiye’nin Almanya yanında savaşa katılma olasılığı nedir? Bizim kendi cephemizde başarı kazanıp Nazileri geriletmemiz durumunda örneğin İngiltere’nin endişeye kapılıp Almanya ile “özel barış” tezgâhlaması mümkün mü?

Bu tür mülahazalara başkalarını da ekleyebilirsiniz.  

Dönemin Sovyet önderliğinin hepsini düşünmüş olduğu, her olasılığı bir şekilde değerlendirdiği kesindir.

Gelgelelim, “düşünmek” ve “hesaba katmak” başka, eylemli müdahale başkadır. Örneğin, aynı önderliğin böyle bir ortamda “önünü” belirli bir netlikle gördüğünü, dahası attığı her adıma yukarıda verilen örnekler dâhil tüm olasılıkları dikkate alan bir eylem boyutu, pratik bir karşılık da kattığını söyleyebilir miyiz?

Bugün aklı başında hiç kimse böyle bir iddiada bulunamaz. Sovyetler Birliği, belirsizliklerin, soru işaretlerinin kol gezdiği bir ortamda yapılabilecek tek şeyi yapmıştır: Nazi saldırısının durdurulması, geri püskürtülmesi ve yenilgiye uğratılması…

Çünkü bu alanda kazanılacak bir başarı, verili durum ve koşullarda anahtar durumdadır. Gündemdeki her olasılık özel olarak bu eylemle yeniden belirlenecek, endişe verici kimi olasılıklar da gene bu eylemle, yani Nazi saldırısının geriletilmesiyle en azından nötr hale getirilebilecektir…

***

2019 yılı Mayıs ayı, yer Türkiye…

“Önümüzü göremiyoruz…”

23 Haziran seçiminde ne olur? Ekonomik krizin sonuçları ne yönde etki yaratır?  Cumhur ittifakı bir yerden kopar mı? Birileri “Türkiye ittifakına” fit olur mu?  Kürt siyaseti ne yapar? “Çözüm masası” yeniden kurulur mu? “Normalleşme” hangi noktadan sonra başat eğilim haline gelir?

Okuru bıktırmamak (ve ürkütmemek) için daha fazlasını yazmıyoruz.

Çok şükür bugün Türkiye’de bunların hepsini inceden inceye düşünüp tartan yeterli sayıda sosyalist vardır. Peki, bu hengâmede “önünü görebilen”, daha önemlisi tüm olasılıkların karşılığını tek bir eylemde, müdahalede bir araya getirebilecek kaç sosyalist özne vardır?

İşlerin daha da zora sokulmasına, insanların “önümüzü pek göremiyoruz” diye kendilerine eziyet etmesine gerek yoktur. Yazının başındaki Sovyetler örneğini bilerek verdik: O sıralar çok güç durumda olsa da kanlı canlı bir özneydi; ama o güçlü özne bile “önünü görme” merakına kapılmadan akla gelebilecek her olasılığın karşılığı olacak tek bir eyleme odaklanmıştır:

Nazi belasının def edilmesi…

1941 yılı Eylül ayında “Nazi belasını def ettikten ve savaş Nazilerin yenilgisiyle sonuçlandıktan sonra ortaya çıkması muhtemel dünya ölçeğindeki anti-Sovyet, anti-komünist cepheye karşı da şimdiden özel olarak bir şeyler yapmamız gerekir” diyen birileri çıkmış mıdır, bilemiyoruz.

Çıkmışsa kendi bilgi eksikliğimiz yüzünden o birilerini tanımıyoruz; çıkmamışsa da Sovyet önderliğinin öngörü yetersizliğine vermek gerekir!   

***

Herhalde anlaşılmıştır: Bugünün birinci önceliği, AKP’nin müttefikiyle birlikte geriletilmesi, daha da yönetemez duruma getirilmesi ve “saray rejiminin” iflas ettirilmesidir.

“Ama bunu yaparken ve yaptığımızda ya şu da olursa” diye düşünenler olabilir, olmalıdır da. Bu tür düşüncelerin ve zihin egzersizlerinin zararı yoktur; ta ki iş eylem ve pratik beğenmemeye, her şeye bir kulp bulmaya ve her derde deva formül arayışına varıncaya kadar…

O noktadan sonrası kime ne kadar zarar verir, orasını pek bilemeyiz; ama kimseye bir yararı olmayacağı kesindir.

Önünü görememekten yakınanlar arkalarına baksınlar: Tarih boyunca her uğrakta önünü eksiksiz görebilen kaç devrimci özne gösterebilirler?