TİP Seçim Beyannamesi

PDF olarak indirmek için buraya tıklayınız.

SÖZ KARDEŞİM

EMEĞİN TÜRKİYESİNİ KURACAĞIZ!

Türkiye yerel, bölgesel ve küresel krizlerin tam ortasında, tarihinin belki de en kritik dönemecine doğru ilerliyor.

24 Haziran, bu dönemeçte faşizmin kurumsallaşmasının oylanacağı bir seçim olarak önümüzde duruyor.

16 yıllık siyasal İslamcı AKP iktidarı ülkeyi parti devletine dönüştüre- rek tek adam rejimini inşa etti. Son iki yılını OHAL altında geçirdiğimiz bu baskı döneminde meclis fiilen lağvedildi, milletvekilleri, belediye başkanları, gazeteciler, akademisyenler, öğrenciler muhalif oldukları için tutuklandı, binlerce kamu emekçisi kamudan ihraç edildi, yargı bağımsızlığını yitirdi, basın ve sanat sansürlendi, doğal varlıklarımız tahrip edildi, eğitimden sağlığa tüm toplumsal yaşam dinselleştirildi.

Türk Lirası eridi, iç ve dış borç katlanarak arttı, kamu kurumları özel- leştirildi, yok pahasına sermayeye peşkeş çekildi, tarım ve hayvan- cılık bitirildi.

Türklerle Kürtler arasında düşmanlığı körükleyen şovenist şiddet po- litikaları uygulandı. Komşu devletlerin iç işlerine karışıldı, savaş kö- rüklendi, sınır dışına asker gönderildi, cihatçı terör desteklendi. Böl- gede emperyalist hayaller peşinde koşuldu.

16 yıllık AKP iktidarıyla geldiğimiz noktada işimiz, aşımız, huzurumuz elimizden alındı.

Bugün;

İşçiler, emekçiler tarlada, fabrikada, plazada güvencesiz, güvenliksiz çalışıyor, alınteri döküyor ama emeğinin karşılığını alamıyor, geçi- nemiyor. Elektriğe, suya, doğalgaza, kiraya, gıdaya, sağlığa servet harcıyor. Vergi ve borç yükü altında eziliyor.

Kadınlar evde, iş yerinde, sokakta taciz ediliyor, şiddete maruz ka- lıyor, öldürülüyor. Ayrımcılığa uğruyor, işten, siyasetten, toplumsal yaşamdan dışlanıyor.

Gençler, çocuklar nitelikli, bilimsel, laik eğitime ulaşamıyor. Üniver- siteyi bitirseler de iş bulamıyor. Çocuklar küçük yaşta çalışmaya zorlanıyor.

Bu ülkenin sömürülen, hakkı yenen, özgürlükleri elinden alınan, sus- turulmaya çalışılan, geleceği çalınan milyonları artık kendine bir çıkış yolu arıyor.

Tüm bu sorunlarımızın temel nedeni, işsizliğin, yoksulluğun, savaş- ların, eşitsizliğin ve adaletsizliğin kaynağı kapitalizmdir. Bu düzen, yüzde birlik ayrıcalıklı sermayedarın, işçileri, emekçileri, yüzde 99’u sömürdüğü düzendir. Bu düzen toplumun ortak çıkarını değil, yal- nızca patronların kârını gözeten düzendir. Halkın aradığı çıkış yolu, kapitalizmi yıkmaktan geçmektedir.

Kapitalizmi yıkmanın bir seçim vaadine sığmayacağını biliyoruz ama 24 Haziran’daki bu tarihi kırılma anını ülkenin kaderini ellerimize ala- cağımız bir fırsat olarak görüyoruz.

İşte bu yüzden;

İşçilerin haklarını savunmak, sömürülenlerin sesini yükseltmek için bugünden ayağa kalkıyoruz.

Meclisi sokağa, sokağı meclise taşımak için yola çıkıyoruz. Söz kardeşim! Bu düzenin çarkına çomak sokacağız.
Söz kardeşim! Eşitliği, özgürlüğü, kardeşliği savunacağız. Söz kardeşim! Sosyalizmi el ele kuracağız.

SÖZ KARDEŞİM, emekçinin hakkını savunacağız!

Sömürüye, işsizliğe, yoksulluğa, taşeron işçiliğe, güvencesiz, güven- liksiz, kuralsız ve esnek çalışmaya, çocuk işçiliğine karşıyız. Oy ver, mücadele et, örgütlen… Çalışma hakkını, insanca ücreti, insanca ça- lışma koşullarını ve çalışamayacak durumda olan herkes için devlet desteğini kazanalım!

SÖZ KARDEŞİM, eşitliği savunacağız!

Irklara, milliyetlere, etnik kökenlere, dillere, toplumsal cinsiyetle- re, cinsel yönelimlere, inançlara dayalı her tür ayrımcılığa, eşitsiz- liğe karşıyız. Oy ver, mücadele et, örgütlen… Eşit yurttaşlık hakkını kazanalım.

SÖZ KARDEŞİM, özgürlüğü ve adaleti savunacağız!

Yasama, yürütme ve yargının tek bir kişinin elinde toplanmasına, adaletsizliklere, yaşam tercihlerimize müdahale edilmesine, düşün- ce ve ifadenin baskı altına alınmasına, hak aramanın suç sayılması- na, sansüre, siyasi yasaklara, gazetecilerin, gençlerin, siyasetçilerin tutuklanmasına karşıyız. Oy ver, mücadele et, örgütlen… Özgürlüğü kazanalım.

SÖZ KARDEŞİM, laikliği savunacağız!

Toplumsal yaşantının dinselleştirilmesine, eğitimin imam-hatipleş- tirilmesine, çocukların zihninin hurafelerle doldurulmasına, bilimden uzaklaşmaya, yobazlığın saltanatına, cumhuriyetin ilerici kazanım- larının birer birer elimizden alınmasına karşıyız. Oy ver, mücadele et, örgütlen… Laikliği kazanalım.

SÖZ KARDEŞİM, bağımsızlığı savunacağız!

NATO, AB, IMF gibi emperyalist kuruluşlara, Türkiye’yi askeri, eko- nomik, siyasi ve kültürel bakımdan bağımlı hale getiren uluslararası ilişkilere, emperyalistlerin Türkiye’deki askeri varlığına, üslerine kar- şıyız. Oy ver, mücadele et, örgütlen… Bağımsız bir ülke kuralım.

SÖZ KARDEŞİM, barışı ve kardeşliği savunacağız!

Faşizme, şovenizme, Türklerle Kürtleri birbirine düşman eden bas- kı ve şiddet politikalarına, Türkiye’nin komşu devletlerin iç işlerine müdahale etmesine, sınır dışına asker gönderilmesine, “yurtta savaş, dünyada savaş” anlayışına, cihatçı terörün desteklenmesine karşıyız. Oy ver, mücadele et, örgütlen… Barışı, halkların kardeşliğini kazanalım.

SÖZ KARDEŞİM, kamucu ve planlı bir ekonomiyi savunacağız!

Hırsızlara, yolsuzlara, asalaklara, kamu mallarını yağmalayanlara, halkı borçlandıranlara, üretimden vazgeçip ülkemizi kendi kendine yetemeyecek duruma düşürenlere, tarımı ve hayvancılığı bitirenlere karşıyız. Eğitim, sağlık, ulaşım, iletişim, internet gibi temel insani ihti- yaçların paralı olmasına, enerji, su, barınma ve gıda için kazancımızın çoğunu harcamaya karşıyız. Oy ver, mücadele et, örgütlen… Hayatı kolaylaştıracak kamucu ve planlı bir ekonomik düzen kuralım.

SÖZ KARDEŞİM, kadınların haklarını savunacağız!

Kadın düşmanlığına, kadının ikincilleştirilmesine, kadınların top- lumsal yaşamdan dışlanmasına, kadına yönelik şiddete karşıyız. Oy ver, mücadele et, örgütlen… Eşitliği, özgürlüğü, insanca yaşamı kazanalım.

SÖZ KARDEŞİM, doğayı savunacağız!

Çevre katliamlarına, kentsel dönüşüm adı altında yağmaya, ye- şil alanların imara açılmasına, plansız ve kontrolsüz kentleşmeye, HES’lere, nükleere, hayvanlara kötü muameleye karşıyız. Oy ver, mücadele et, örgütlen… Doğayı, kentlerimizi, nehirleri, denizlerimizi kazanalım.

SÖZ KARDEŞİM!
Kamucu ve planlı bir ekonomiyi savunacağız. Emeğin Türkiyesini kuracağız.

AKP iktidarı yıllardır “büyüyoruz” diyor ama sözde büyüyen ekonomi hal- kın refahını arttırmıyor.

Büyüyoruz denen dönemde emekçilerin çalışma saatleri uzadı. OECD ülkeleri içerisinde en fazla çalışma saatine ulaştık. Büyüyoruz denen dö- nemde iş cinayetleri giderek arttı ve artıyor. Büyüyoruz denen dönemde her yıl sosyal yardımlara muhtaç insan sayısı arttı. Oysa önemli olan büyü- mek değil, büyüyen ekonomiyi hakça paylaşmak, insanca yaşanan bir ülke kurmak.

16 yıllık dönemde asgari ücret artış oranlarına büyüme rakamları eklensey- di, o haliyle bile asgari ücret net 2500 TL olacaktı. Oysa halkı 1603 TL asgari ücrete mahkum ettiler. Asgari ücret, açlık sınırı 1686 TL’nin bile altında kaldı.

Söz kardeşim! Emekçilerin aylık gelirlerinin yoksulluk sınırı altında kalmasına izin vermeyeceğiz.

Büyüyoruz denen dönemlerde yoksullar daha da yoksullaşırken sermaye- ye 825 Milyar TL teşvik dağıtıldı. Sermayedarların borcu silindi ama yoksu- lun, emekçinin borcu arttı. Emekçiler kredileri ödeyebilmek için çalıştıkça çalıştı.

Söz kardeşim! Nasıl ki sermaye için Kredi Garanti Fonu sağ- lanıyorsa biz de Halk Garanti Fonu’nu kuracağız. Toplumun borçlarla boğuşan en yoksul kesiminin banka borç faizlerini sileceğiz, kalan borcunu aynı sermayeye yaptıkları gibi faizsiz uzun dönemde ödemesini sağlayacağız. İşsizlerin ve en düşük düzeydeki gelire sahiplerin borçlarını ise tamamen sileceğiz.

İşsizlik Fonu’nda toplanan tutarın ancak onda biri işsizlere “yardım” olarak dağıtıldı. Tutarın kalanıyla sermaye ve AKP’ye yakın danışmanlık-eğitim şirketleri fonlandı.

OECD ülkeleri içinde en fazla iş cinayeti yaşayan ve haftalık çalışma saatleri en uzun olan ülkeyiz. Ya çok çalışıyor ya ölüyoruz ama yarattığımız zenginlikten en az payı yine biz alıyoruz. Ölmeyeceğiz, sömürülmeyeceğiz ve hakça paylaşacağız.

Söz kardeşim! Emekçilerin ma- aşlarından yapılan kesintilerle

oluşturulan fonun yağmalanması- na izin vermeyeceğiz. Her emekçi çalıştığı sürenin en az yarısı kadar sürede bu fondan en az asgari üc- ret, en fazla Kıdem Tazminatı üst tavanı kadar ücret almaya devam edecek.

Emeklilerin emekli aylık bağlanma oranla- rı %75’lerden %42’lere düştü. Üstüne üstlük emekliler her yıl sadece enflasyon kadar arttı- rılan ücretlerinden dolayı toplumun hızla yok- sullaşan kesimi haline geldi. AKP iktidarından önce net asgari emekli aylığı dönemin asgari ücretinin neredeyse 1,5 katı iken bugün asgari ücretin de altında kaldı. Emeklilerin talepleri olan sendikalaşma ve toplu sözleşme hakları verilmedi.

Söz kardeşim! Emekliler yoksul- laşmayacak. Çalıştıkça emekli ma- aşının düştüğü bu garabet sistemi değiştireceğiz. Emekliler için de sendika ve toplu sözleşme hakkı olacak.

Türkiye’de yasalarla düzenlenmiş haftalık çalışma süresi 45 saat olsa da fiilen ortalama çalışma süresi 50 saattir. Çalışanların %34’ü 50 saatin bile üzerinde çalışmaktadır. Yüksek çalışma süreleri yüzünden emekçilerin sosyal yaşamları için kendilerine ayıracak zamanla- rı kalmamaktadır. Çalışma saatleriyle birlikte işsizlik de artmaktadır! Oysa az sayıda işçiyi uzun sürelerde çalışmaya zorlamak yerine yasal çalışma saatleri uygulansa işsizlik %10 düşürülebilir.

Söz kardeşim! Haftada 5 gün, günde 7 saat, haftalık 35 saatlik işgünü işçilerin hakkı olacak. İşçiler insanca çalışacak, insanca kazanacak, insanca yaşayacak.

Büyüyoruz denen dönemde, 20 binden fazla işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. Cumhuriyet tarihinin en büyük katliamı Soma’da gerçekleşti, birkaç saat içinde 301 işçi yaşamını yitirdi. Maden sektöründe özelleştirme ve göz yumulan kaçak maden ocakları işçiler için ölüm anlamına geldi. Kof büyü- menin lokomotifi inşaat sektöründeki mega projeler, rant hırsı, üretim zor- laması, sigortasız çalıştırma ve göçmen emeği, taşeron sisteminin insanlık dışı yapısıyla birleşince şantiyeler resmi istatistiklere göre 5000’den fazla işçiye mezar oldu.

Büyüyoruz denen dönemde meslek hastalıklarından ölümler ise iş cina- yetlerinin en az 8-10 katına çıktı ama neredeyse hiçbiri resmen kayıt altına alınmadı.

Söz kardeşim! Yasa ve yönetmelikleri harfiyen uygulayacak, iş sahalarında işçilerin katılımıyla devlet denetimi sağlayaca- ğız. Madencilik gibi zor koşulların yaşandığı sektörlerde en ileri teknoloji kullanımını zorunlu tutacağız. İşçinin sağlığını da güvenliğini de her şeyin önünde tutacağız. İşçinin yaşamını her hedefin üstüne koyacağız.

Hakkını aramak isteyen işçiler geçmişte iş mahkemelerine başvuruyor, ya- salara uyan mahkemeler patronlar aleyhine karar veriyordu. Sermayenin temsilcisi Saray Rejimi patronları kayırmayı tercih etti, işçinin mahkeme hakkını bile elinden aldı, arabuluculuk sistemini getirdi.

Türkiye’de AKPli yıllar boyunca işçilerin sendikal örgütlülükleri sıfırlandı, toplu sözleşme yapabilen çalışanların tüm çalışanlara oranı %24’lerden %7’lere kadar geriledi. Yalnızca OHAL döneminde değil büyüyoruz denen tüm yıllar boyunca grevler ertelendi, yasaklandı. İktidar işçileri değil hep sermayenin çıkarını gözetti.

Söz kardeşim! Hukuk işleyecek. Emekçilerin örgütlenme, sendikalaşma ve grev hakkının önünde hiçbir engel kalmaya- cak. Sendika da olacak, toplu sözleşme de yapılacak.

Büyüyoruz denen dönemde emekçilerin vergileriyle beslenen bir bütçe or- taya çıktı. Bugün devlet bütçesinin büyük kısmı çalışanlardan toplanan ver- giler ve özel tüketim vergileri ile sağlanmakta, devletin teşviklerle beslediği sermayeden toplanan vergilerin toplam içindeki payı ise her yıl azalmaktadır.

Söz kardeşim! Vergi düzenini değiştireceğiz. Çok kazanan ve çok tüketen daha fazla vergi verecek. Temel gıda mad- deleri, kültürel harcamalar gibi kalemlerden alınan KDV’yi sıfırlayacağız.

Kamu işletmelerindeki istihdamın oranı; 1985’te %10,5 iken 2013’e gelindi- ğinde %0,8’e geriledi. Neredeyse tüm kamu kurumları özelleştirildi, şeker fabrikaları bir bir satıldı.

Söz kardeşim! Özelleştirmeleri durduracağız. Sermayeye peşkeş çekilen kurumları kamulaştıracağız. Yatırımları devlet eliyle yapacak, işçiye iş, aş sağlayacağız.

Büyüyoruz denen dönemde sosyal yardımlarla ilgili tek bir yasal iyileştirme yapılmadı. Sosyal yardımlar halka adilce paylaştırılmadı. Her yıl halkımızı aşağılayarak AKP ilçe binaları önünde kuyruğa soktular, lütufmuş gibi yar- dım dağıttılar.

Söz kardeşim! Sosyal yardımları yasal bir hakka çevireceğiz. Halkın yararlanma düzeylerini arttıracağız. Kömür yardımı yetmez, her yoksul evine asgari ihtiyaç kadar doğalgaz, su ve elektriği ücretsiz dağıtacağız.

Büyüyoruz denen dönemde emekçilerin eğitim, sağlık, ulaşım, barınma gi- derleri ücret artışlarının çok üzerinde kaldı. Ücretsiz yurt bulamayan yoksul çocukları tarikat yurtlarına mahkum oldu, bu yurtlarda ya istismara uğradı ya yanarak yaşamını yitirdi.

Söz kardeşim! Kamusal hizmetleri yaygınlaştıracak, her yurt- taşımızın bu hizmetlere erişimini kolaylaştıracağız. Kamu hiz- metlerinin ticarileşmesine izin vermeyeceğiz.

Söz Kardeşim! İnsanca çalışacak, insanca yaşayacak, yarını kaygıyla değil, umutla bekleyeceksin. Mutlu günler uzak değil, el ver kardeşim, birlikte kuralım…

SÖZ KARDEŞİM!

Kadınların haklarını savunacağız.

Türkiye’de kadın sorunu toplumsal yaşamdan iş yaşamına, aileden siyase- te çok boyutlu bir sorun olarak karşımızda durmaktadır. Kadınlar kamusal alandan, çalışma hayatından, siyasi alandan uzaklaştırılmaya, ev içi işlere mahkum edilerek, kadın düşmanı ve gerici politikalarla baskı altına alınmaya çalışılmaktadır.

TÜİK verilerine göre Türkiye’de istihdam oranı erkeklerde %65, kadınlarda ise %27,5’tir. Üstelik kadın istihdamının yarısı kayıt dışı gerçekleşmekte, 2,8 milyon kadın sayısıyla en fazla kayıt dışılık aile içi, ücretsiz tarım sektörün- de görülmektedir. Kadınlar esnek ve ağır çalışma koşulları altında, vasıfsız, taşeron işlerde, daha düşük ücretlere güvencesiz ve düzensiz çalışmakta, iş yerinde tacize, ayrımcılığa ve mobbinge uğramaktadır.

Söz kardeşim! Kadın istihdamını arttıracağız! Çalışma koşul- ları kadınlar için özel sağlık sorunu ve tehlike arz eden sektör- ler dışında her sektörde asgari kadın çalışan sayısı belirleye- ceğiz ve bu sayıları yasalarla garanti altına alacağız!

Söz kardeşim! Ücretsiz aile ve ev içi çalışmayı ortadan kaldıracağız! Güvencesiz, kayıt dışı ve taşeron çalışmayı yasaklayacağız! Tarımda karşılıksız kadın emeğine son ve- receğiz! İş yerindeki ayrımcılık ve mobbinge karşı yasaları düzenleyeceğiz.

Kadınların aile içinde sırtına yüklenen ev içi işler ve çocuk bakımı iş yaşamı- na katılımının önünde önemli bir engel oluşturmaktadır. Hamilelik, doğum ve emzirme gibi biyolojik gereksinimler nedeniyle işten uzak kalan kadınlar patronlarca hemen işten çıkarılmaktadır. İşçilerin sadece %7’sine işyerle- rinde kreş veya kreş desteği sunulmaktadır. Çocuklu kadınlar, kreş olmadığı ve çocuğunu bırakamadığı için işini bırakmak zorunda kalmaktadır.

Söz kardeşim! Sadece kadınların sırtına yüklenen çocuk yetiştirme ve evde bakım (hasta, yaşlı, engelli) hizmetlerini kamu hizmeti olarak ücretsiz karşılayacağız. Türkiye’nin heryerine gündüz bakım evleri, kreşler ve yuvalar açacağız. Doğum öncesi 3 ay, doğum sonrası 6 ay ücretli izin kadınlar için hak olacak! Doğum sonrası ikinci 6 ay için babalık izni devredi- lemez bir zorunluluk olacak!

Türkiye’de her 10 kadından 4’ü fiziksel şiddete uğramakta, kadın cinayet- lerinde her yıl yüzlerce kadın yaşamını yitirmektedir. Şiddetin boyutu yal- nızca fiziksel değildir. Türkiye’de kadınların neredeyse yarısı yaşamının her- hangi bir döneminde psikolojik şiddete maruz kalmaktadır, ancak kadınlar fiziksel ya da psikolojik şiddete uğradıklarında devletçe ve toplumca yalnız bırakılmakta, bu nedenle şiddeti bildirmekten korkmaktadır. Korku ve bas- kıya karşın yargıya başvursalar da karşılarına cinsiyetçi yasalar ve hâkimler çıkmakta, kadına yönelik şiddet failleri iyi hal indirimleriyle ödüllendirilmek- tedir. Kadın cinayetleri cezasız kalmaktadır.

Söz kardeşim! Kadına yönelik şiddete karşı mücadele ede- ceğiz! Şiddete uğrayan kadınların korunması ve rehabilitas- yon süreci için kadın örgütleriyle beraber yıllık planlamalar yapacağız!

Söz kardeşim! İstanbul Sözleşmesi’ni uygulayacağız! Kadın- lar için ücretsiz, Şiddetten Korunma Merkezleri açacağız! Her iş yerine şiddete maruz kalmış belirli sayıda kadın çalıştırma zorunluluğu getireceğiz!

Söz kardeşim! Kadına yönelik şiddeti cezasız bırakmayacağız! Yargıda cinsiyetçi kararlara son vereceğiz!

Toplumsal yaşamın dinselleşmesi kadınların özgürlüklerinin kısıtlanmasına neden olmaktadır. Kadınların yaşamı ve bedeni ile ilgili karar hakkı, sözde gelenek ve manevi değerler bahanesiyle ellerinden alınmaktadır. Kadınla- rın bedenleri siyasete malzeme edilmekte, kaç çocuk doğuracakları, hangi yöntemle doğuracakları meydanlardan dikte edilmektedir. Kadınların mü- cadelesiyle kazanılmış bir hak olan kürtajı, AKP iktidarı fiilen yasaklamaya çalışmaktadır.

Söz kardeşim! Kadınların özgürlüklerine ve bedenleri üzerin- deki haklara müdahale eden politikalara son vereceğiz! Kür- taj, isteğe bağlı ya da istenmeyen gebeliklerin sonlandırılması için bir halk sağlığı hizmeti olarak devlet tarafından ücretsiz uygulanacak!

Söz kardeşim! Kadınların kaç çocuk ya da nasıl doğuracağı kadınların kararı olacak!

Türkiye cinsiyet eşitsizliği sıralamasında 140 ülke arasından 131. sırada yer almaktadır. Kadınların parlamentodaki oranı yalnızca %15’tir. OHAL döne- minde 11 kadın derneği, 1 çocuk hakları derneği ile kayyım atanan belediye- lere ait kadın merkezleri kapatıldı.

Söz kardeşim! Kadınların siyasette, ülkenin geleceğinde söz sahibi olması için bütün siyasi partilerde kadın kotasını zorun- lu tutacağız! Kadın adaylara özel devlet yardımı vereceğiz!

AKP kadın düşmanı yasaları ve uygulamaları ile kadınların en temel hakla- rını dahi elinden almaktadır. Müftülere resmi nikâh yetkisi veren Müftülük Yasası ile evlilik kurumunu yurttaşlık zemininden çıkararak dini kurallar çer- çevesine sokmaya, medeni kanunla kazanılan boşanma, velayet ve nafaka gibi hakları kadınların elinden almaya çalışmaktadır. AKP, boşanmayı zor- laştırmak, tecavüzleri aklamak, mal paylaşımını kadın aleyhine düzenlemek için ‘arabuluculuğu’ tartışmaya açmıştır.

Söz kardeşim! Müftülük Yasası’nı kaldıracağız! Kadınların toplumsal konumunu ve medeni haklarını zayıflatan her türlü uygulamaya son vereceğiz!

Söz kardeşim! Tüm yasaları laik ve eşitlikçi bir anlayışla kadın- lar lehine yeniden düzenleyeceğiz!

SÖZ KARDEŞİM!
Gençlerin ve çocukların haklarını savunacağız.

Gençlerimiz iş bulamıyor, gelecekten umutsuz, mutsuz. Gençler arasında işsizlik %20’ye ulaştı. Üniversite mezunu 24 yaşın altında işsiz sayısı son dört yılda %10 arttı. Gençlerin dörtte biri ne okuyor ne de çalışıyor. İşsiz gençlerimizin sayısı 55 ilin nüfusunu aşıyor.

Söz kardeşim! Eğitim, kültür, bilim, sağlık ve teknoloji politi- kalarıyla gençlerimize istihdam yaratacak, üniversite sonra- sında iş olanağı sağlanamadığı takdirde 2 yıl boyunca işsizlik aylığı verip, ücretsiz mesleki eğitimler sunacağız. Gençler gelecekten korkmayacak, geleceğe umutla bakacak.

Gençler geçinemiyor, eğitim ve barınma masraflarını karşılayamıyor, KYK borçları altında eziliyor. Gençler kitap okuyamıyor, kültür sanat etkinlikleri- ne gidemiyor, müzik, resim, dans gibi sanat dallarına yönelemiyor, spor ya- pamıyor, kendini geliştirmesi için gerekli tüm olanaklardan uzaklaştırılıyor.

Söz kardeşim! KYK borçlarını sileceğiz. Üniversiteyi bitirene kadar tüm gençlerin eğitim, barınma, internet, sağlık, beslen- me, kültür-sanat ve spor haklarından ücretsiz yararlanmasını sağlayacağız. Yaygın halk kütüphaneleri kuracak, basılı ve elektronik yayınlara erişimi kolaylaştıracağız.

Türkiye, nüfusunun çoğunluğu genç olan bir ülkedir. Ülke yaş ortalaması 29 olmasına karşın TBMM yaş ortalaması 50’dir. Her yüz gençten yalnızca dördü aktif olarak siyasete katılmaktadır.

Söz kardeşim! Ülkenin en büyük zenginliği olan gençlerin ülke yönetiminde söz hakkı olmasını sağlayacağız. Gençlerin ör- gütlenmesinin önünü açacağız. Siyasi partilerde gençlik kota- sını zorunlu tutacağız.

18 yaşın altındaki her birey çocuktur. Çocukların hakları vardır ve bu haklar Türkiye dahil 191 ülkenin imzaladığı uluslararası bir sözleşmeyle güvence altına alınmıştır. Her çocuğun sağlık hizmetlerine, eğitime, kültürel-sosyal olanaklara ve insanca bir yaşama erişim hakkı, istismar ve ihlalden korunma hakkı, ekonomik sömürüden korunma hakkı vardır.

Söz kardeşim! Ebeveynlerin ve eğitimcilerin çocuk hakları ko- nusunda bilgilendirilmesini sağlayacağız. Çocuk yetiştirmede sorumluluğu yalnızca ebeveynlere yıkmayacak, çocukların tüm toplumun geleceği olduğu gerçeğiyle devletin çocuk ba- kım ve gelişimiyle ilgili sorumluluklarını genişleteceğiz.

Çocukların ekonomik sömürüsü bir insanlık suçudur. Oysa Türkiye’de zor- la çalıştırılan “çocuk işçiler” resmi kayıtlara göre 2 milyona ulaşmıştır. Bu 2 milyonun %78’i kayıt dışı çalışmakta, geri kalanı ise çıraklık, mesleki eği- tim adı altında kayıt altına alınmaktadır. Türkiye’de her dört çocuktan biri yoksuldur.

Söz kardeşim! 18 yaşın altında çalışmayı yasaklayacağız. Çocukları zorla çalıştıranlar en ağır cezalara çarptırılacak. Her çocuğa, temel gıda yardımında bulunacak, 12 yıl kesin- tisiz, parasız, bilimsel ve laik eğitim sağlayacağız. Çocuk- larımızı eğitimleri boyunca çok yönlü geliştirerek yaşama hazırlayacağız.

Türkiye’de çocuk istismarıyla ilgili dava sayısında son 10 yılda yaklaşık 3 kat artış görülmektedir. Çocuğun cinsel istismarında Türkiye dünya listesinde 3. sırada yer almaktadır. İstismarcıları aklamaya çalışan ve bunun için mec- lise iki kez yasa tasarısı sunan AKP iktidarı tecavüzcülere ve istismarcılara arka çıkmaktadır. “9 yaşındaki çocuk evlenebilir” açıklaması yapan Diyanet aracılığı ile çocuk yaşta evlendirme ve istismar meşrulaştırılmaktadır.

Söz kardeşim! Çocuklarımızı koruyacağız! Çocuklara devlet güvencesi altında şeffaf çalışan özel sosyal hizmet ağı kura- cağız! Çocuğa yönelen her türlü şiddet ve istismarın ağır bir şekilde cezalandırılması ve önüne geçilmesi için yasaları yeni- den düzenleyeceğiz!

SÖZ KARDEŞİM!
Barışı ve kardeşliği savunacağız.

Kürt sorunu Türkiye’nin kanayan bir yarası olmaya devam ediyor. On yıllardır süren çatışma nedeniyle on binlerce evladımız yaşamını yitirdi, yurttaşlarımız evlerinden, köylerinden göç etmek zorunda bırakıldı, on binlerce siyasi halen cezaevlerinde, masum yurttaşlarımız zarar gördü. Sınıfsal, ekonomik, etnik ve kültürel boyutları olan bu soruna sermaye ik- tidarları bu bütünlükle yaklaşmak yerine inkarcı, pragmatist ve güvenlik- çi eksende bakmayı tercih etti. Irkçılık ve milliyetçilik pompalandı. Yıllarca Kürtçe’nin ve Kürtlerin varlığı inkar edildi, 12 Eylül döneminde Diyarbakır cezaevindeki işkence ve infazlar Türkiye’nin demokrasi tarihine kara bir sayfa olarak geçti. AKP dahil tüm hükümetler, ANAP’tan DSP’ye, DYP’ye kadar aynı vahşeti devam ettirdi. Kürt halkında büyük umutlar yaratmasına rağmen AKP’nin samimiyetsiz, dar çıkar hesaplarıyla yaklaştığı ve sonlan- dırdığı “çözüm sürecinin” ardından, ağır şiddet ve faşist uygulamalar dö- nemine geçildi. Özellikle 7 Haziran 2015’teki genel seçim süreciyle beraber AKP iktidarı Türk-İslam sentezine dayalı bildik gerici ideoloji çerçevesinde bir kan politikası uyguladı. Suruç ve 10 Ekim katliamları, başta dönemin HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ olmak üzere siyasilerin tutuklanması, “barış” isteyen akademisyenlerin görevden uzaklaştırılmaları, seçim barajı uygulamasının devamı, HDP’li belediyele- re kayyım atanması, Suriye’nin kuzeyine düzenlenen askeri operasyonlar AKP’nin faşist karakterini simgeleyen örnekler olarak tarihe geçti.

Türkiye, Türk-Kürt kavgasına, savaş politikalarına mahkum değildir.

Söz kardeşim! Eşit yurttaşlığı, barışı ve kardeşliği savunacağız.

Türkiye Cumhuriyeti’nin asli kurucu unsurlarından biri olan Kürt halkının demokratik ve kültürel hakları için mücadele edeceğiz. Kürt halkının ken- di geleceğine ilişkin fikrine saygı duymakla birlikte, biz bu ülkede Türklerle Kürtlerin birliğini savunacağız. Biliyoruz ki Türklerle Kürtler ilerici-emekçi bir eksende birlik olmazsa, Türkiye devrim yolunda ilerleyemez.

Söz kardeşim! Silahların susmasını, barış dilinin konuşulması- nı savunacağız. Ölen Türk gencini de Kürt gencini de, masum yurttaşlarımızı da kardeşimiz bilecek, onların yasını birlikte tutacak, bir daha hiçbir gencimizin kılına zarar gelmemesi için uğraşacağız.

Söz kardeşim! Emperyalistlerle değil kendi sorunumuzu kendimiz çözmek için, siyasetin ve meclisin çözümde öne çık- ması için, halkın temsilcilerinin sözlerini söylemesi için irade göstereceğiz.

Söz kardeşim! Başta Suriye olmak üzere bölgemizde halkla- rın emperyal hedeflere sahip güçlerle değil birbirleriyle el ele vererek ülkelerinin kaderlerini ellerine almaları için mücadele edeceğiz.

Söz kardeşim! Anadilde eğitimi, boşaltılan köylerin ve yıkılan kentlerin halka iadesini, seçim barajının kalkmasını, siyasi tu- tukluların özgürlüğünü, belediyelerin halkın iradesine teslim edilmesini savunacağız ve sağlayacağız.

Söz kardeşim! Barışacağız, kardeşleşeceğiz, eşit ve özgür bir yarına yürüyeceğiz.

SÖZ KARDEŞİM!
Ülkede, bölgede dünyada barış için çalışacağız. Bağımsızlığı savunacağız.

Ülkede, bölgede ve Dünya’da hemen her kriz silahlı çatışmalara evrilirken bu çatışmalarda gittikçe daha çok insan ölüyor, yaralanıyor veya yerinden edi- lip mültecileşiyor. Üstelik bu çatışmalar Yemen, Libya, Suriye örneklerinde olduğu gibi çok sayıda devletin müdahil olduğu bir biçimde gerçekleşiyor.

Bu durum Birinci ve İkinci Dünya Savaşları öncesinin uluslararası siyaset arenasını anımsatıyor. Yakın çevremizde, Balkanlar, Ortadoğu ve Kafkas- larda soğuk savaş sonrası bölgesel çatışmalardan etkilenmeyen tek bir ülke kalmadı. Bu çatışmaların çoğu ya dondurulmuş ya da çözümsüzlüğe itilmiş, yeni çatışmaları bekler durumdadır. 2000’lerin ortasına kadar bu ge- rilimlere nispeten daha mesafeli olan Türkiye sözde inisiyatif kullanma ve ümmet dayanışması çerçevesinde çatışmaların daha da büyümesine hiz- met etmektedir. Emperyalizm silah satışından daha çok, siyasal ve finansal bağımlılık yaratmak olsa da ABD emperyalizmi son 10 yılda bölgedeki her aktörün daha da fazla silahlanmasına neden olmaktadır.

Ortadoğu’nun içine düştüğü mezhepçi rekabet bir kıyım siyasetine yol aç- mıştır. Suudi Arabistan ve İran’ın Çin Seddi’nden Atlas okyanusuna, Balkan- lardan Filipinlere kadar geniş bir sahada sürdürdüğü mezhepçi rekabetin emperyalizme kol kola hizmet ettikleri bir siyaset olduğu açıktır. Tüm mez- hepçi kutuplar kendi halklarının toplumsal kurtuluşlarını, kadın haklarını ve evrensel değerleri yok etmek için çalışırken, sözde ABD ve İsrail karşıtlığın- dan bahsetmekle birlikte tam da onların istediği rolleri oynamaktadırlar.

Söz kardeşim! Ülkemizin bölgede Yeni Osmanlıcılık adı altında emperyalist politikaların maşası olmasına ve bir mezhepsel kutup haline getirilmesine karşı mücadele edeceğiz. Silah-
lı kuvvetlerin yurt ve yurttaşın savunulması dışında dinsel, mezhepsel amaçlar ya da uluslararası güç merkezlerinin çı- karları doğrultusunda kullanılmasına izin vermeyeceğiz.

Başta NATO olmak üzere tek taraflı ve dayanaksız askeri müdahalelerde bulunan uluslararası örgütler, bloklar ve ABD, İngiltere, Fransa gibi ülkelerin bölgemizdeki varlıkları tümüyle gayrı meşrudur.

Söz kardeşim! Hiçbir ülkenin başka bir ülke sınırları içinde askeri üsler kurması, operasyonlar yürütmesi veya vekalet savaşları yürütmesine seyirci kalmayacağız. Ülkemizdekiler ve ülkemizinkiler dahil başka ülke topraklarında kurulan askeri üslerin kaldırılması için çalışacak, başta NATO olmak üzere bu tür askeri ittifaklardan ülkemizin ayrılması için mücadele edeceğiz.

Komşularıya süreklileştirilmiş sorunlar içinde olan AKP hükümeti bölgesel ve uluslararası emperyalist iktisadi ve siyasi oluşumların programlarını ise harfiyen uygulamaktadır. Ülkemizin ekonomik ve siyasi egemenliği yani tam bağımsızlığı uluslararası finans kuruluşları ve yine emperyalist bir olu- şum olan Avrupa Birliği kurumları ile yapılan anlaşmalar ile ciddi hasar gör- mektedir. Başta tarım, hayvancılık ve sanayi olmak üzere ülkemizin kendi ayakları üzerinde durabilmesi neredeyse imkansız hale getirilmiştir.

Söz kardeşim! Egemenlik ve bağımsızlığımızı kısıtlayan her türlü uluslararası anlaşmayı feshedeceğiz.

Kıbrıs sorunu, Ermenistan ile olan sorunlar, Yunanistan ile Ege Denizi’nde sürmekte olan anlaşmazlıklar, ülkemiz ve bölgemiz için barış ve işbirliğinin önüne engel olarak konmaktadır. Bu durum ayrıca halklar arasında nefreti körüklemektedir.

Söz kardeşim! Bu sorunların çözümünü diplomasi ve siyaset sahasına yönlendirecek, söz konusu sorunların tarafları ara- sında ekonomik, siyasi, kültürel vb. işbirliğini ve güveni arttı- rarak sorunların aşılmasına hizmet edeceğiz.

Resmen kabul edilmemiş olsa da İsrail’in, silah üretilmesine yönelik bo- yutları uluslararası antlaşma ile sınırlanmış olsa da İran’ın nükleerleşme çalışmaları, Suudi Arabistan ve Türkiye gibi ülkeleri de tetiklemiştir. Bu ül- kelerin izlediği nükleerleşme sürecini diğer rakip ülkelerin de takip etmeleri beklenmektedir.

Söz kardeşim! Başta Ortadoğu olmak üzere tüm dünyada son 10 yılda yeniden yükselişe geçen silahlanma ve nükle- erleşme eğilimlerine dur diyeceğiz. Ülkemizin, komşularıyla

emperyalist tekellerden silah alma yarışına ve nükleer reka- bete girmeyecek, diğer ülkeleri de barış, işbirliği ve diplomasi sahasına davet edecek bir ülke olması için çalışacağız.

Türkiye İsrail’in ithalatında 9. ve ihracatında 10. sırada yer almaktadır. Tüm karşıt görüntüsüne ve sokağa kola dökme eylemlerinde simgeleşen boykot havasına karşın Türkiye 4 milyar doların üzerinde bir ticaret hacmine sahip olduğu İsrail ile ilişkilerini kesmek bir yana azaltmış dahi görünmemektedir.

Söz kardeşim! İsrail’in işgalci tutumuna ve zulmüne son ve- rebilmek için uluslararası BDS (Boykot, Yatırımları geri çekme ve Yaptırımlar hareketi) hareketi ile uyumlu olarak İsrail’e kar- şı kapsamlı bir boykot yaklaşımını savunacağız.

SÖZ KARDEŞİM! Eğitimi yeniden kuracağız.

AKP iktidarı 16 yılda eğitim sistemini tam bir yapboz tahtasına çevirdi. Eği- tim bakanları, sınav sistemi ve müfredat defalarca değişti. Son 16 yılda hiçbir çocuk başladığı eğitim sistemiyle okulundan mezun olamadı.

AKP’nin siyasal islamcı neoliberal politikalarla yön verdiği eğitimde çok bo- yutlu bir yıkımla karşı karşıyayız. Okullardan akıl ve bilim dışlandı, evrim ko- nusu derslerden çıkarıldı, din derslerinin sayısı arttırıldı, dahası bu dersler zorla seçtirildi.

Söz kardeşim! Çocuklarımız için nitelikli, parasız, laik ve bilim- sel eğitim sağlanacak. Okullar çocuklarımızın, gençlerimizin kendilerini geliştirebilecekleri alanlar olacak.

Kız-erkek öğrencilerin okulları ve sıraları ayrıldı, karma eğitim tırpanlandı. Etkinliklerde kız çocukları gelin-anne rolüne sokularak kızların okuması değil eve kapanması teşvik edildi. Erkek çocukları şehit rolüne sokularak savaş ve ölüm kutsandı.

Söz kardeşim! Çocuklarımız kızlı erkekli bir arada okuyacak. Ayrımcılığı, kini değil, dostluğu, dayanışmayı, eşitliği, bir arada yaşamayı öğrenecek, tüm toplumun yararını gözeten bireyler olarak yetiştirilecek.

Dindar ve kindar nesil yetiştirme amacını saklamayan AKP, eğitimi siste- matik olarak dinselleştirdi. İmam Hatipler bu amaç doğrultusunda en büyük araç olarak kullanıldı. Son 16 yılda İmam Hatip Liselerinde okuyan öğrenci sayısı yaklaşık 8-9 katına, okul sayısı ise yaklaşık 3 katına çıktı. Pek çok ni- telikli, köklü okul İmam Hatiplere dönüştürüldü. Din öğretimine 2018 yılında önceki yıla göre %68 daha fazla bütçe ayrıldı. Eğitim için neredeyse başka seçenek bırakmayan AKP çocuklarımızı İmam Hatiplere mahkum etti.

Söz kardeşim! Ülkenin ihtiyaç duyduğu imam ve hatibi yetişti- recek sayının ötesindeki tüm İmam Hatip okulları kapatılacak.

Ülkemizde yaklaşık yarım milyon öğretmen işsiz, göreve atama bekliyor.

Atama bekleyen öğret- menler geçinemiyor. Maddi yokluk, geçim derdi öğretmenlerimizi bunalıma sürüklüyor.

Bugüne kadar, işsizlik girdabından çıkış bula- mayan 47 öğretmenimiz yaşamına son verdi.

Herkes 12 yıl kesintisiz zorunlu, laik, bilimsel eğitime ücretsiz erişecek.

Eğitimde dinselleşmenin bir başka ayağı ise Milli Eğitim Bakanlığı’nın, yerel yönetimle- re bile yasak kılınan pek çok başlıkta, cemaat ve tarikatlarla protokol imzalaması, sosyal, kültürel, sportif etkinlikler, mesleki ve teknik kurslar, vb. düzenlemek için bu tarikatlara okullarda yer açması oldu. Okul öncesi eğitim fiilen cemaat ve tarikatlara bırakıldı, sıbyan mektepleri yaygınlaştı.

Söz kardeşim! Cemaat ve tari- katlarla yapılan bütün protokoller iptal edilecek. Cemaat ve tarikat- ların eğitime dahil olmasına izin verilmeyecek. Okul öncesi dahil tüm eğitim süreci kamusal olacak. Çocuklarımız cemaatlere, tarikat yurtlarına mahkum olmayacak. Tüm cemaat ve tarikat yurtları ka- mulaştırılacak. Öğrencilere ücret- siz barınma olanağı sağlanacak.

AKP, zorunlu eğitimi sözde yaygınlaştırmak ve uzatmak için 4+4+4 eğitim sistemini getirdi ancak bu kesintili sistem pratikte öğrencile- rin daha kısa sürede okulsuzlaşmasına neden oldu. Özellikle ilk dört yılın sonunda kız çocuk- ları okuldan alındı, eğitimden mahrum bırakıl- dı, eve kapandı, çocuk yaşta evliliklere zorlan- dı. Kız çocuklarının okullaşma oranı son dört yılda yaklaşık %5 azaldı.

Milli Eğitim Bakanlığı verilerine göre çocuk yaşta evlilik ve nişanlılık nedeniyle eğitime de- vam edemeyenlerin %97’si kız öğrencilerdir. Piyasanın ucuz iş gücü gereksinimini karşıla- mak üzere erkek çocuklar da işgücü piyasası-

na sokuldu. 1999’da 128.000 çocuk eğitim almak yerine çalışmak zorunda kalırken, bu sayı 2016’da 709.000’e ulaştı.

Söz kardeşim! Hiçbir çocuğumuzun eğitimden ayrı kalmasına izin verilmeyecek. Kız çocukları için pozitif ayrımcı politikalar yürütülecek. Bir insanlık suçu olan çocuk işçilik yasaklanacak.

Eğitim dinselleşirken bir yandan da piyasalaştı. Son dört yılda özel ilkokul sayısı %40, özel ortaokul sayısı %72 arttı. Özel ilkokul, ortaokul ve liselerde- ki öğrenci sayısı yaklaşık 3 katına çıktı. Nitelikli, laik, bilimsel eğitim yalnızca parası olanların erişebildiği bir meta haline geldi.

Söz kardeşim! Eğitim herkes için eşit ve kamusal bir hak ola- cak. Tüm özel eğitim kurumları kamulaştırılacak.

Saray Rejimi, üniversitenin temel niteliklerini neredeyse tümüyle yok etti. Bugün üniversiteler akıl ve bilim yuvası değil, hurafeler, bilim-dışılıklar, inti- haller yuvası, kampüslerinde polisin kol gezdiği, muhbirlik, yandaşlık, biat or- tamlarıdır. Üniversitelerin kontrolü YÖK ile cumhurbaşkanının ellerindedir.

Söz kardeşim! YÖK kaldırılacak. Üniversiteler özerkleştirile- cek. Üniversitelere aktarılan kamu kaynakları artırılacak. Söz, yetki, karar üniversitenin tüm bileşenlerinde olacak. Üniversi- tenin dışında hiçbir kişi ya da kurum üniversitenin yönetimine karışamayacak.

Piyasacı mantık üniversiteleri de sarmıştır. Ders içerikleri bilimsel gerekli- liklerle değil, piyasanın ihtiyacına göre biçimlendirilmektedir. 200’ün üs- tündeki üniversitenin neredeyse yarısı vakıf üniversitesidir. Üstelik bunların çoğu apartmandan bozma binalardaki, hocası, laboratuvarı bile olmayan “tabela üniversiteleri”dir. Her 100 üniversite öğrencisinden ancak 9’u Kre- di ve Yurtlar Kurumu yurtlarında kalmakta, geri kalanları özel yurtlara veya tarikat yurtlarına mahkum olmaktadır.

Söz kardeşim! Vakıf üniversiteleri kamulaştırılacak. Yükse- köğretim parasız olacak. Her öğrenciye ücretsiz barınma ola- nağı sağlanacak.

AKP üniversiteleri hiçbir muhalif sesin olmadığı, öğrencilerin, öğretim ele- manlarının işsizlik korkusuyla hiçbir şeye itiraz edemeyeceği, robotlaşaca- ğı kurumlara dönüştürmek istemektedir. Polis resmen kampüslere yerleşti, muhalif öğrencileri fişledi, göz altına aldı. Çok sayıda öğrenci tutuklandı.

Cadı avına dönen KHK’larla yüzlerce ilerici, laik, barıştan yana akademisyen kamudan ihraç edildi. Onlarca akademisyene ağır ceza mahkemelerinde dava açıldı, kimileri mahkum edildi.

Söz kardeşim! Üniversitelerde baskıya son verilecek. Düşünce ve ifade özgürlüğü garanti altına alınacak. Polis üniversiteler- den kovulacak. KHK’lar ile haksız yere kamudan ihraç edilen öğretim elemanları görevlerine iade edilecek.

Söz kardeşim! Kamusal, laik, bilimsel ve anadilde eğitim te-

mel hak olacak. Eğitimde gerici, piyasacı kuşatma dağıtıla- cak. Okullarda hurafeler değil, akıl ve bilim egemen kılınacak. Kamu yararına bilim temel ilke olacak.

Söz Kardeşim! Ata- namayan Öğretmen utancı- na son vereceğiz.

Eğitimi yaygınlaştıracak, özellikle köy okulları sayısını arttıracak, öğret- menlerimize kadro ve güvenceli istihdam yaratacağız.

Arttırılan köy okulları sayesinde taşımalı eğitime son verecek, öğrencilerimizin evlerinden uzakta okumasının, devlet yurtlarının olmadığı yerlerde tari- kat yurtlarına mahkum olma-
sının önüne geçeceğiz.

SÖZ KARDEŞİM! Laikliği kazanacağız.

Cumhuriyetin temel kazanımlarından biri olan laiklik, bugün neredeyse yok edilmiş durumdadır. Laiklik, 16 yıldır iktidardaki AKP ve uzun süreli ortağı Gülen Cemaati’nce hedef haline getirildi. AKP, iktidarını perçinleyebilmek için halkın inançlarını sömürdü.

Türkiye’yi siyasal İslamcı çizgiye çekmeyi amaçlayan emperyalist projele- rin de desteğiyle yargı, ordu, polis, sağlık, eğitim dahil devletin tüm kurum- larına cemaat ve tarikat üyeleri yerleştirildi. Mahkeme kararları, eğitim ve sağlık politikaları bile neredeyse din referans alınarak belirlenir hale geldi. Müftülere de resmi nikah kıyma yetkisi verildi. Gericilik ve muhafazakârlık yaşamın her alanına yayıldı. Kadınların kahkahasına, bedeniyle ilgili karar- lara din adına karışılır, gençler kızlı-erkekli sokaklarda yürüyemez oldu. Ço- cuklar tarikat yurtlarında istismara uğradı.

Söz kardeşim! Bu ülkeyi kadınları, çocukları, yoksulları istis- mar eden din tacirlerine, şeriat yanlılarına bırakmayacağız! Çocuklarımızı gerici karanlığa, cemaatlere ve tarikatlara teslim etmeyeceğiz! Cemaat ve tarikatlara ait tüm kurum ve yurtları kamulaştıracağız. Kadınların din baskısıyla susturul- malarına, eve kapatılmalarına izin vermeyeceğiz!

Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB) 16 yıl boyunca AKP’nin siyasal İslamcı politi- kalarını uygulamada en kullanışlı aygıtı oldu. Diyanet’e ait televizyon kanalı, dergiler, kitaplar, birçok bakanlıkla imzalanan protokoller ile Diyanet’in em- rindeki camiler ve imamlar üzerinden AKP propagandası yapıldı, dinci-ge- rici söylemler meşrulaştırıldı. Öyle ki Diyanet, yayınladığı “babanın kızına şehvet duyması haram değil” fetvasıyla enseste, “buluğ çağına erişen kız ve erkek çocukları evlenebilir, kız çocukları gebe kalabilir” fetvasıyla pedofili, cinsel istismar ve çocuk evliliğine onay verdi. Bugün Diyanet, birçok bakan- lıktan daha yüksek bütçesi olan bir kurum haline getirildi, ödeneği on yılda neredeyse yedi katına çıktı.

Söz kardeşim! Din ve mezhep ayrımlarına son verecek, barış içinde bir toplumsal yaşam kuracağız. Dinci-gerici zihniyetin cisimleştiği Diyanet İşleri Başkanlığı’nı kapatacağız. Din işle- rini, tüm din ve mezheplere eşit mesafede duran bir kurumda yeniden düzenleyeceğiz.

Laiklik soyut bir elitizm sorunu değil, bizzat emekçinin sorunudur. Zenginle- rin çocukları laik eğitim veren nitelikli özel okullarda okurken, yoksul ailelerin çocukları sıbyan mekteplerine, her mahalleye yayılmış İmam Hatiplere, ta- rikat yurtlarına mahkum edilmiştir. Laiklik toplumsal yaşamın temel ilkele- rinden biridir. Herkese, en çok da kadınlara, çocuklara, yoksullara lazımdır.

Söz kardeşim! Sıbyan mekteplerini, ihtiyaçtan fazla İmam Hatipleri kapatacağız. Çocuklarımızın eşit, kamusal, nitelikli, bilimsel eğitim almasını sağlayacağız.

SÖZ KARDEŞİM!

Adaleti savunacağız.

Ülkemizdeki adalet mekanizması, yargı teşkilatı ve hukuk sistemi adale- ti sağlayacak bir erk olmaktan çıkmış siyasi iktidarın hedefleri ve amaçları doğrultusunda kullanılan bir araca dönüşmüştür. Hakim ve savcıların AKP il/ilçe teşkilatlarından seçilmeleri olağan hale gelmiştir. Dönemin ruhuna göre şekil değiştiren, hukuk kurallarıyla değil siyasal tercihler ve talimat- larla karar veren bir yargı mekanizmasından adalet beklenmesi söz konusu olamaz.

Söz kardeşim! Bağımsız ve tarafsız bir yargı tesis edilene ka- dar halkın adalet talebini ve mücadelesini yükselteceğiz.

Yurttaşların hak arama özgürlüğü her geçen gün daha da zorlaşmaktadır. Yüksek miktarlardaki dava masrafları ve yıllarca süren davalar nedeniyle hak arama özgürlüğü sınırlandırılmakta, arabuluculuk gibi yargı dışı çözüm yollarıyla yargının özelleştirilmesi hedeflenmektedir.

Söz kardeşim! Yurttaşların hak arama özgürlüğünün önün- deki engelleri kaldıracak, herkese eşit ve ücretsiz adalet sağlayacağız.

Soma’da, Ermenek’te, Torunlar İnşaat’ta ve daha birçok işçi katliamında gerçek sorumlu olan patronlar ve siyasi sorumlular hakkındaki cezasızlık hali genel uygulamaya dönüşmüştür. İşçilerin kıdem tazminatı başta ol- mak üzere birçok hakkı gasp edilmeye çalışılmakta, hak arama özgürlüğü zorunlu arabuluculuk uygulamasıyla engellenmekte, emekçiler hak ettikle- rinden çok daha azına razı edilmeye zorlanmaktadır.

Söz kardeşim! İşçilerin, emekçilerin katledilmelerine, hakları- nın gasp edilmesine izin vermeyeceğiz.

Kadın cinayetlerinde, kadına yönelik her türlü şiddet ve taciz olaylarındaki cezasızlık ve çeşitli indirimlerle katiller, tacizciler korunmakta ve hatta ödül- lendirilmektedir. Siyasi iktidar mensupları kadın düşmanı açıklamalarıyla tacizin, şiddetin ve cinayetlerin önünü açmakta, failleri cesaretlendirmekte ve bu suçları meşrulaştırmaktadır.

Söz kardeşim! Kadınlara yönelik her türlü kötü muamelenin önüne geçmek için gerici, kadın düşmanı yasal düzenlemelere ve uygulamadan kaynaklanan sorunlara karşı somut müca- dele vereceğiz.

Çocuklara yönelik cinsel istismar olaylarındaki artış gericiliğin bir başka so- nucudur. Sanıkların gerekli cezaları almaması, sorumlular hakkında gerek- li işlemlerin yapılmaması yeni vakaların önünü açmaktadır. Ensar Vakfı ve benzeri utançların üzerinin örtülmeye çalışılması kabul edilemez.

Söz kardeşim! Ülkemizin aydınlık geleceğinin sahibi olan ço- cuklarımızın, gençlerimizin güven içerisinde yaşayacakları bir ülkede, tüm sorumluların yargılanmaları için mücadele edeceğiz.

Son yıllarda basın açıklaması, yürüyüş ve benzeri eylemlere katıldığı ve sos- yal medya hesaplarından muhalif içerikli paylaşımlar yaptığı için binlerce kişi gözaltına alındı, tutuklandı ve haklarında davalar açıldı. Anayasal birer hak olan düşünce ve ifade özgürlüğü ile toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı tamamen askıya alındı.

Söz kardeşim! Şiddet, nefret, ayrımcılık ve savaş övgüsü içermeyen her türlü düşünce ve ifadenin özgürce dile getiri- lebilmesini, barışçıl her türlü toplantı ve gösteri yürüyüşünün sınırlandırılmaksızın yapılmasını sağlayacağız.

Muhalif kimliği nedeniyle birçok avukat, gazeteci, siyasetçi, akademisyen ve öğrenci cezaevlerinde tutuklu olarak bulunmaktadır.

Söz kardeşim! Düşünceleri ve muhalif kimlikleri nedeniy- le kimsenin gözaltına alınmasına ve tutuklanmasına izin vermeyeceğiz.

2 yıldır sürmekte olan OHAL, ülkedeki muhalifleri tasfiye etmek, etkisizleş- tirmek ve siyasi tahakkümü sürdürmek için kullanılan bir araca dönüştürül- müştür. OHAL, inşa edilmek ve süreklileştirilmek istenen tek adam rejiminin meşruiyet kaynağı haline gelmiştir. Muhalif belediyelere, medya kuruluşla- rına kayyım atanmış, onbinlerce kişi sadece siyasi iktidara muhalif olduğu için KHK’lar ile ihraç edilmiş, işsiz bırakılmıştır.

Söz kardeşim! OHAL’i kaldıracağız, KHK’ları iptal edeceğiz.

SÖZ KARDEŞİM!
Herkese ücretsiz, eşit ve
nitelikli sağlık hizmeti sağlayacağız.

AKP 4,5 yıldır uygulamaya çalıştığı sağlık hizmetlerini piyasalaştıran “Sağ- lıkta Dönüşüm Programı” ile sağlık sistemini çökertti. Şehir Hastaneleri ile, hastaneleri kent merkezlerinden kopararak, kamu özel ortaklığı kapsamın- da müteahhitlere devretti. Hasta yerine müşteri kavramı ve memnuniyet anlayışı ön plana çıkartıldı, hizmet kalitesi düştü. Sağlık çalışanlarının yükü performans sistemiyle daha da arttı.

Bağnaz zihniyetle çocukların aşılanmaması bir hak olarak sunuldu, salgın hastalıklar, neredeyse görülmeyen hastalıklar hortladı. En acil tıbbi tedavi için bile 5-6 ay sonrasına randevu verilirken, parası olmayan hastalığa ve ölüme terk edildi.

Söz kardeşim! Herkese ücretsiz, eşit ve nitelikli sağlık hizmeti vereceğiz. Öncelikle koruyucu hekimliği geliştirecek, halkın hastalanmasının önüne geçeceğiz. Mahalledeki sağlık oca- ğından, en donanımlı araştırma hastanesine kadar basamaklı sağlık sistemini kuracağız.

Sağlığı iyileştiriyoruz dedikleri dönemde Genel Sağlık Sigortası’nı getirdiler, “prim ödemeyen ölsün” dediler. Halkı prim borçlusu yapıp, katılım payı, ek ücret diye cebinden sürekli para tırtıkladılar. Katılım payları yüzünden acil servislerde yığılmalar oldu. Yeşil alan uygulaması dediler, acil servis hizmet- lerini ücretlendirdiler.

Söz kardeşim! Genel Sağlık Sigortası borçlarını sileceğiz. Prim ödeme sistemini kaldıracağız. Sağlıkta katılım payını, ek üc- retleri iptal edeceğiz.

Sağlığı iyileştiriyoruz dedikleri dönemde alternatif tıp adı altında bilimsel olarak kanıtlanmamış, hacamat, sülük vb. tedavilerin önünü açtılar, kamu kaynaklarıyla istismarcılara para saçtılar.

Söz kardeşim! Sağlıkta şarlatanlığı bitireceğiz, bilimsel ve- rilerle kanıtlanmamış hiçbir uygulamaya izin vermeyeceğiz.

Halkın yaşamını tehlikeye atmayacağız.

Doktor ve diğer sağlık personeli sayısını artırıp, bilimsel hizmet vermek yeri- ne Sağlık Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı arasında imzalanan protokol ile imamları hastanenin temel unsuru yaptılar.

Söz kardeşim! Hastanelerde bilimselliğe uymayan gerici uy- gulamaları sonlandıracağız.

Sağlığı iyileştiriyoruz dedikleri dönemde sermayeyi iyileştirdiler! Şehir Has- taneleriyle sermayeye hasta garantisi verdiler. Kent merkezinden uzaktaki bu hastaneleri özel hastane mantığıyla işlettiler.

Söz kardeşim! Bir şehirde her mahalleye ihtiyaç duyulan sayı- da sağlık ocağı, ihtiyaçlara göre halkın kolaylıkla ulaşabileceği yerlere sağlık merkezleri, uzmanlaşmış hastaneler kuracağız. Şehir hastaneleri projelerini durduracağız. 25 yıl için ödeme garantisi verilen 100 milyar TL’nin üzerinde kira, halkın cebin- de kalacak.

Sağlık sistemini çökerttiler, tüm yükü sağlık emekçisinin üzerine yıktılar. Ki- şisel çabalarıyla yurttaşlara hizmet vermeye çalışan sağlık çalışanları kimi zaman hasta yakını terörüne kurban gitti, kimi zaman ağır yükü kaldıramadı intihar etti. Son 5 yılda sağlık çalışanlarına yönelik 46 bin 361 şiddet vakası kayıtlara geçti.

Söz kardeşim! Sağlık çalışanı kardeşlerimizin üzerindeki yükü azaltacak, doktor ve sağlık personeli sayısını arttıracağız. Tek bir doktora yığılmayı önleyecek, performans sistemini yırtıp atacağız. Doktor ve hemşire başına en az hasta düşen ülkeler arasına gireceğiz. Tüm sağlık çalışanlarına insanca yaşamala- rını sağlayacak ücret vereceğiz.

AKP iktidarında kamu sağlık kurumlarındaki destek hizmetlerinin neredey- se tamamı taşeron şirketlerce verilmeye başlandı. Sağlık hizmeti parçalara ayrılarak özelden hizmet alımı biçiminde piyasaya devredildi. Aynı hastane içerisinde farklı taşeron şirketlerce sunulan sağlık hizmetinin bütünlüğü ve niteliği bozuldu.

Söz kardeşim! Taşeron sistemine son vereceğiz. Tüm sağlık emekçileri sözde kadrolu değil, devletin diğer kadro işçileriyle eşit haklara sahip işçisi olacak. Aynı hastane içinde sağlık hiz- meti bütünlük içinde verilecek.

SÖZ KARDEŞİM!
Tüm varlıklar için sağlıklı, güvenli çevrelerde yaşamayı savunacağız.

AKP’nin 16 yıllık iktidarı İslamcı, gerici, piyasacı politikalarla gelişti. Rant ve gaspla doğal varlıklar yağmalandı. Ekoloji alanındaki yıkım, nefes alınamaz kentler ve kaybedilen doğal alanlar en fazla emekçilerin yaşamını etkiledi.

Söz kardeşim! AKP iktidarında beton ormanlarına dönü- şen kentlerimizi tekrar yaşanabilir, nefes alınabilir hale getireceğiz.

Yasalar ve KHK’lar aracılığıyla toprağımız, suyumuz, ormanlarımız, zeytin- liklerimiz, meralarımız; maden alanları, taş ocakları, Hidroelektrik Santral- ler (HES) ile tahrip edildi. Trakya bölgesindeki nehirler, su havzaları, tarım alanları; sanayi atıkları ve madencilik faaliyetleri nedeniyle tehlike altına girdi. Manisa’nın Soma ilçesinde termik santral uğruna 7 bin zeytin ağacı katledildi. Zeytinliklerin, kıyıların, meraların imar yolunu açan tasarıyı yedi kez Torba Kanun içerisinde getirdiler. AKP’nin 16 yıllık iktidarında 866 bin hektarlık toprak, tarım alanı olmaktan çıkarıldı.

Söz kardeşim! Doğal varlıklarımızın rant ve gaspla, sanayi ve enerji ihtiyacı bahanesiyle yok edilmesine izin vermeyeceğiz.

Deprem ülkesi olmamızı ve halkın afet korkusunu fırsat bilerek, mahalleleri- mizi yağmalama projelerini hayata geçirdiler. Afet Yasası ile afetler bahane edilerek zorla tahliye, soylulaştırma, mülkiyet hak ihlaline yol açan kentsel dönüşüm projelerine hız kazandırıldı. AKP ile kalıcılaşan Deprem Vergisi için 2000 yılından bugüne kadar 63 milyar TL toplandı. Toplanan deprem ver- gisinin nereye gittiği sorulduğunda ise yetkili bakan, deprem önlemi almak yerine, parayı duble yollara harcadıklarını itiraf etti. Afet Toplanma alanları- mız AVMlere kurban gitti.

Söz kardeşim! Afetlere “doğal”, “kader”, “fıtrat” diyerek sorumluluktan kaçılmasına izin vermeyeceğiz. Afetlere karşı bilimsel ve teknik her türlü önlem alacağız. İnsan onuruna ya- kışan, güvenli konutlarda ve erişilebilir bir yaşamı kuracağız.

Söz kardeşim! Rant odaklı kentleşmenin sembolü haline gelen, denetlenemeyen TOKİ yapılaşmasına dur diyeceğiz. Altyapısından üst yapısına tümüyle planlanmış bir kentleşme modeli oluşturacağız. Barınma hakkını temel alan sağlıklı ve güvenli konutlarda yaşamayı güvence altına alacağız.

Yap-İşlet-Devret projeleri ve “mega projeler” olarak adlandırılan uygula- malar, başta doğal ve kültürel varlıklarımıza verdiği zarar, kamusal varlıkla- rımızın sömürülmesi, yandaş sermayedarların öne çıktığı tahsisler, kamuya yüklediği büyük maliyetler ve riskler, hukuk dışılık gibi “mega sorunlar”ı da beraberinde getirdi.

Kamu kaynaklarıyla özel sektöre yaptırılan bu “dev yatırımlar” şirketleri ihya ediyor. 3. Köprü, 3. Havalimanı, Avrasya Tüneli, Çanakkale Köprüsü, İz- mit Köprüsü, Şehir Hastaneleri kamu olanaklarıyla; devlet garantörlüğüyle hayata geçiriliyor. Hazine’nin verdiği araç, yolcu ve hatta hasta garantisi ülkenin geleceğini borç sarmalına sokmak demektir.

Bu projeler için kullanılan kamu varlıkları, HESlerin yok ettiği akarsular ve canlı yaşamı, termik santraller için maden yatakları, otoyolların yarıp geçti- ği kamusal araziler, ormanlar ve sahil bandı, hava meydanlarının işgal ettiği ormanlık alanlar, sulak araziler, hatta denizlerimiz adeta talan ediliyor.

Söz kardeşim! Kamu bütçesini çarçur eden, çevresel değer- leri gözetmeyen, tarım ve orman alanlarına, sulak alanlara, canlıların hayatına, tarihi ve kültürel varlıklara zarar veren bu projeleri durduracağız.

Meydanlarımızdan, sahillerimizden, parklarımızdan, kamusal alanlarımız- dan uzaklaştırılıyoruz. Tarihi ve kültürel varlıklarımız korunmuyor.

Söz kardeşim! Tarihi ve kültürel varlıklarımızı koruyacak dü- zenlemeleri destekleyeceğiz. Kamusal alanlarımız üzerindeki kamusal niteliği bozacak uygulamaları durduracağız.

Ülkemizin sürekli artan bir enerji ihtiyacı olduğu söylenmektedir. Ancak bu iddia, plansız, müsrif ve yanlış kalkınma politikalarından kaynaklanmaktadır.

Söz kardeşim! Enerji üretimini arttırmak yerine enerji tasar- rufu sağlayan önlemler alacak, kalan ihtiyacı yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlayacağız.

Türkiye’nin bugünkü enerji üretimi doğalgaz ve kömüre dayalı termik sant- rallerden sağlanıyor. Doğalgaza bağlı enerji üretimi dışa bağımlılığımızı art- tırılmakta. Kömüre dayalı enerji üretimi ise, karbon salımının yüksek olduğu, ekosistemi geri dönülemez şekilde tahrip eden bir enerji üretim biçimidir. Türkiye’nin teknolojik atılımını sağlayacağı, üretim kapasitesini arttıraca- ğı, dışa bağımlılığını ortadan kaldıracağı söylenen Hidroelektrik Santraller, Termik ve Nükleer santraller, çevrelerindeki canlı yaşamını derinden ve olumsuz yönde etkiliyor.

Öte yandan, nükleer santrallerde üretilecek elektriğin satış fiyatı daha yük- sektir. Nükleer santrallere elektrik alım garantisi verilmiş olup, arz fazlasının maliyeti halkımızca ödenecektir.

Söz kardeşim! Ekolojik yıkıma yol açan enerji politikalarına, nükleer santrallere ve nükleer denemelere, karbon ticare- tine, suyun ve doğal varlıklarımızın metalaştırılmasına izin vermeyeceğiz.

Kullanılabilir su kaynaklarını bilinçsiz kullanımla yitirdiğimiz ülkemizde, mus- luklarımızdan akan sular içilemez hale gelmiş, suyun kullanımı ticarileşmiş, suya bağlı üretim yapılan tarım ve sebzecilik faaliyetleri sekteye uğramıştır. Susuzluk, karbon salımı ve küresel ısınma gibi yüzyılın en önemli yaşamsal konularından biridir.

Söz kardeşim! Ülkemizin su politikasını ivedilikle çözüme ka- vuşturarak, temiz suya erişimi temel insani bir hak olarak gö- recek, yağmur suyu hasadı ve su yönetimi konularında gerekli tüm çalışmaları yapacağız.

Kapitalizm hiçbir canlı için yaşam vaat etmiyor. Kent yaşamındaki dönüşüm ile çevreyi gözetmeyen projeler kentteki ve kırlardaki tüm canlıların yaşam alanlarını etkilemektedir. Endüstriyel hayvancılık, ticarileşmiş tıp, hayvan- ların parayla satılması, barınak koşulları, hayvanların yaşam alanlarından dışlanması, cinsel saldırı, öldürme ve kötü muamele görmezden gelinemez. Verilen cezaların yetersizliği ve kanun metinlerinde hayvanların eşya statü- sünde değerlendirilmesi, hayvanlara karşı kötü muameleyi arttırmaktadır. Hayvanları eşya olarak görme anlayışı çağ dışıdır ve değişmelidir.

Söz kardeşim! Sahipli ve sahipsiz hayvan ayrımını ortadan kaldıracağız. Hayvanların eşya değil canlı olduklarının tüm toplum tarafından benimsenmesini ve Türk Ceza Kanu- nu’nun sahipli-sahipsiz ayrımı gözetmeden tüm hayvanlara yapılan kötü muamelelere karşı caydırıcı cezalar içermesini sağlayacağız.

Özelleştirilen ula-
şım hizmetleri, sefer sayısı
ve saatlerinin yetersizliği, ulaşım araçlarının niteliksizliği, karayolu dışındaki ulaşım sistemlerinin çözüme dönük değerlendirilmemesi, duble yolların, sahil yollarının, köprülerin, otoyolların, viya- düklerin; sosyal hayatımız ve doğal varlıkları- mız üzerindeki etkileri olumsuzdur.

Söz Kardeşim! Karayolu ve bireysel taşıt kullanımının teşviki yerine; insan onuruna yakışan şartlarda, her düzeyde ulaşım sis- temleri geliştireceğiz. Toplu taşımada ücretsiz, sürekli ve güvenli ulaşımı sağlayacağız.

SÖZ KARDEŞİM!
Türkiye’yi kendini doyurabilen bir ülke haline getireceğiz.

Saray Rejimi kendisinden önceki yönetimleri bile utandıran bir tarım ve hayvancılık politikası –daha doğrusu politikasızlığı– sürdürdü. Yüzyıllardır halklar bu topraklardan verim aldı. AKP’den önce kendi kendisine yetebilen birkaç ülkeden biriydik. Neredeyse bütün fabrikalarımız satıldı. Bu halkın, köylü ve çiftçinin ürettiği değerler yok pahasına tüccarlara teslim edildi. O tüccarlar hep kendi yandaşlarıydı. Fındığın, cevizin, şekerin, domatesin para etmediği bir düzen kurdular.

Son yıllarda büyükbaş hayvan ithalatı ile hayvancılığı da bitirdiler. Para göz- lerini öyle bir büyüledi ki getirilen hayvanlar sağlık taramasından bile geçi- rilemedi. Üstüne üstlük bu ülkenin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı halkla alay edercesine “29 ve 31 TL’ye eşim et alıyor. Sen 70 liraya alıyorsan senin problemin” diye açıklama yaptı. Samanı bile yurtdışından alır hale geldik. Verimli tarım arazileri ve meralar, otlaklar olmayınca hayvanlarımız sağlıklı bir şekilde beslenemedi.

Büyüyoruz denen dönemde tarım alanları giderek daraldı, hayvancılık ithal girdilerle bitme noktasına geldi. Bugün sermayeye teşvik vermenin önün- de hiçbir yasal engel yokken, köylülerin kuracağı tarım kooperatiflerine bir kuruşluk devlet desteği vermek bile yasaktır.

Söz kardeşim! Tarım ve hayvancılıkla uğraşan yoksul köylüle- rin refahını arttıracak ve topraklarından kopmalarını engelle- yecek teşvikler ve politikalar üreteceğiz.

Söz kardeşim! Çiftçinin bilinçlenmesi için tarımsal eğitim programları düzenleyip sürdürülebilir ve yenilenebilir tarım politikası uygulayacağız.

Söz kardeşim! Dünyanın en verimli toprakları ve bölgesinde olan güzel ülkemizin tarım alanlarının sermayeye peşkeş çe- kilmesine izin vermeyeceğiz.

Söz kardeşim! Verimli tarım arazilerimizin organize sanayi bölgelerine dönüştürülmesine izin vermeyeceğiz. İlgili bilim insanlarının belirleyeceği uygun arazilerde organize sanayi bölgeleri oluşturacak, hem çiftçimizin zarar görmesini engel- leyecek hem de bilinçli sanayileşmenin adımlarını atacağız.

Söz kardeşim! Veteriner Hekim desteği de sağlamak üzere

büyükbaş, küçükbaş ahırları tavuk ve balık çiftlikleri, arıcı- lık sahaları için sermayeye değil ülkenin gerçek sahiplerine, köylülere teşvik vereceğiz. Et, süt, bal ve yumurta verimini yükseltip sağlıklı nesiller yetiştirilmesine olanak sağlayacağız. Doğal varlıklarımızı koruyacak, tarımı en ileri teknoloji ile ge- liştirecek, hayvancılıkta ithalatçı değil örnek ülke olacağız.

Ülkemizde tarımın bitirildiği, hayvancılığın ithal et politikasıyla daha da za- rar gördüğü koşullarda, halkımızın da sağlıklı gıdaya erişim hakkı elinden alınmaktadır.

Söz kardeşim! Sağlıklı, güvenli, yeterli ve ucuz gıdaya erişimi sağlayacağız.

SÖZ KARDEŞİM!
Kültürel gelişimi, sanatın özgürleşmesini sağlayacağız.

Saray Rejimi’nin 16 yıllık iktidarı, çürümüş ve yozlaşmış bir zihniyetin top- lumun tüm alanlarına yayılmasına neden oldu. Siyaset, ekonomi, din veya spor gibi kültür ve sanat alanları da Saray gericiliğinin ve piyasacılığının kıs- kacına alınmak isteniyor.

Saray iktidarı kültür ve sanat alanında özgür ifadeyi, yaratıcılığı ve insani gelişimi imkansızlaştırmaya çalışıyor. Edebiyattan sinemaya, sokak etkin- liklerinden akademik eğitime kadar geniş bir alanda sığ, çıkarcı, içerikten ve estetikten uzak bir propaganda zihniyetini kültür ve sanat alanına egemen kılmaya çalışıyor.

Ülkemizde barış istediği için akademisyenler, edebiyatçılar, sinemacılar, eleştirmenler gözaltına alınıyor, tutuklanıyor, işlerinden ediliyor. Ülkemizde onlarca dergi, gazete, televizyon ve radyo kanalı kapatılıyor; internet üze- rinden yayıncılık yapan mecralara yasak getiriliyor.

Saray gericiliğinin saldırısı altındaki ülkemizde tiyatrolar desteksizlikle baş etmeye mecbur bırakılırken, sahneye konacak oyunların içeriğine doğru- dan müdahalelerle sansür işe koşuluyor. Sinema filmlerinden televizyon dizilerine kadar her şey açık yasaklarla ve tehditlerle karşı karşıya kalıyor.

Oyunlar yasaklanıyor, mizah dergileri tazminat davalarıyla boğuşuyor, ki- tap yayıncıları baskılara direnmeye çalışıyor, sergiler silahlı çetelerce bası- lıyor. Muhalif ve halkçı sanatçıların eserlerinin yayınlanması engelleniyor, televizyonda yer almasına izin verilmiyor, muhalif sanatçılar tehdit edilip hedef haline getiriliyor.

Söz kardeşim! Hem kültür alanında hem de sanat dallarında sansürü, yasağı, yargı tehdidini ortadan kaldıracağız. Ülke- mizin kültürel ve sanatsal ortamını özgürlüğün ve yaratıcılı- ğın en geniş haline kavuşturacağız. Sanatçıların, aydınların, düşünürlerin eserleri yüzünden yargılandığı karanlığı geride bırakacağız.

Başta sinema ve yayıncılık olmak üzere, kültür ve sanat alanı tekellerin yağ- masına terk ediliyor. Hangi filmlerin, oyunların ve konserlerin, hangi kitap veya dergilerin halka ulaşacağına tekellerin kâr hırsı karar veriyor.

Söz kardeşim! Sanatı ve sanatçıyı devlete, iktidara, serma-

yeye bağımlı kılan tüm zorunlulukları ortadan kaldıracağız. Sanatını gerçekleştirmek isteyen sanatçıya kamu kaynakla- rından destek verilmesini sağlayacağız.

Söz kardeşim! Sanatçılar kadar yurttaşların da sanata erişi- mini, kültürel etkinliklere katılımını sağlayacağız. Eğitimden sanatsal üretime ve halka ulaşmasına kadar tüm süreçlerde kültür ve sanat alanını ücretsiz hale getireceğiz. Tiyatro, sine- ma ve sergi salonlarının AVM’lere hapsedilmesine, müzelerin ve kültürel etkinliklerin ücretli olmasına izin vermeyeceğiz.

Söz kardeşim! Ülkemizin tüm köylerinde, kasabalarında ve ilçelerinde sinema, konser, tiyatro ve sergi salonlarının açıl-

masını sağlayacağız. Tüm yurttaşlarımızın sanatla ve kültürle buluşmasını sağlayacağız. Sanat eğitimini tüm yurttaşlarımız için ve ömür boyu ücretsiz ve erişilebilir kılacağız.

Söz kardeşim! Ülkemizin kültürel varlıklarının korunmasını sağlayacağız. Kültürel değerlerimizin sermayeye peşkeş çekilmesine, metalaştırılmasına ve yozlaştırılmasına izin vermeyeceğiz.

SÖZ KARDEŞİM!
Cinsel yönelim temelli ayrımcılığı ortadan kaldıracağız.

Türkiye’de LGBTİ+ bireyler yaşam hakkı, özgürlük ve güvenlik hakkı, konut dokunulmazlığı, düşünce ve ifade özgürlüğü, örgütlenme ve barışçıl toplan- ma hakları gibi insan haklarına yönelik ağır ihlallerle karşı karşıyadır. Gün- delik yaşam içerisinde zorla alıkonma, işkence ve kötü muamele gibi nefret suçları ile sık sık karşı karşıya kalan LGBTİ+ bireyler için aşağılanma, hor gö- rülme, ağır psikolojik şiddet sıradanlaşmaktadır.

Türkiye 2016 yılında en fazla nefret cinayetinin işlendiği Avrupa ülkesi olarak kayda geçti. LGBTİ+ bireyler eylem, düşünce ve ifade, örgütlenme ve top- lanma özgürlüklerinden de mahkum edilmektedir. 2015’ten bu yana Onur Yürüyüşleri devlet tarafından yasaklanmaktadır.

Söz kardeşim! İnsanların cinsel yönelimlerinden dolayı en temel insan haklarının elinden alınmasına izin vermeyeceğiz! Transfobi, homofobi ile mücadele edeceğiz! LGBTİ+ haklarını tanıyan, cinsel yönelim temelli ayrımcılığa ve nefret suçlarına karşı önlemler alan yasalar hazırlayacağız. Nefret suçlarını cezalandıracağız. Onur Yürüyüşlerinin güvenli bir şekilde ya- pılabilmesi için özel önlemler alacağız.

LGBTİ+ bireyler yaşamlarında ayrımcılığa ve dışlanmaya maruz kalıyor. Eğitim, beceri ve temel yetkinlikleri sınırlandırılan LGBTİ+lar iş bulmaktan, mesleki gelişimden, gelir, sağlık ve eğitim olanaklarından, toplumsal ve sos- yal yaşamdan uzaklaştırılıyor. Heteroseksüelliğin tek normal cinsel yönelim olarak görülmesi ve toplumsal değerlerin, kuralların ve politikaların herkes heteroseksüelmiş gibi kabul edilmesi ve dayatılması LGBTİ+ bireyleri top- lumsal yaşam, demokratik hak ve karar alma mekanizmalarının tamamen dışında bırakmaktadır.

Söz kardeşim! LGBTİ+ bireylerin yurttaşlık haklarının gasp edilmesine izin vermeyeceğiz! Tüm insanların doğuştan gelen insan hakları vardır!

SÖZ KARDEŞİM!
Eşit yurttaşlığı kazanacağız.

Aleviler AKP döneminde belki de hiç olmadığı kadar ayrımcılığa maruz kaldılar. Cumhuriyetin temel kazanımlarından biri olan laiklik, bugün nere- deyse yok edilmiş durumdadır. AKP ne cumhuriyetin temel ilkelerini dinle- mektedir; ne de Anayasa’yı, AİHM kararlarını, eğitimin temel ilkelerini, dev- let-yurttaş ilişkisini…

Söz kardeşim! Türkiye gerçekten laik bir ülke olacak. Devlet, din içinde değil; din dışında kalacak. Alevilerin eşitlik hakları- nın sağlanması için yasalar ve uygulamasında da fiili eşitliği yaratacağız. Yasalardaki tüm ayrımcılık içeren maddeleri çıkaracağız.

AKP, Aleviliği kendine özgü bir inanç olarak tanımıyor. Alevileri asimile et- meye ve “kontrollü biçimde” camiye sokmaya çalışıyor. 16 yıllık iktidarda AKP’nin siyasal İslamcı politikalarını uygulamada en önemli kurum Diyanet İşleri Başkanlığı oldu. Diyanet cemevlerine ibadethane statü verilmemesi- ni “kırmızı çizgi” olarak tanımladı. Devlet, “Alevilik” hakkında tanım getirme uğraşından vazgeçmelidir.

Söz kardeşim! Alevi kimliğinin resmen tanınmasını, kendi öz- gürlüklerini yaşamasını ve kendilerini kendilerinin tanımlama- sını sağlayacağız. Cemevlerine derhal “ibadet yeri” statüsünü vereceğiz. Alevi köylerine cami yaptırma politikasından vaz- geçilecek, köylerdeki imamlar geri çağrılacaktır.

12 Eylül darbesinin mezhepçi zorunlu din dersleri uygulaması, AKP döne- minde zorunlu din dersleri sayısının artırılması ve seçmeli din derslerinin de zorla tercih ettirilmesiyle devam ediyor. Aleviler, zorunlu din derslerini AİHM’e kadar taşıdı. AİHM, bu uygulamayı bir insan hakları ihlali olarak ka- rara bağladı.

Söz kardeşim! Zorunlu din derslerini kaldıracağız. Ders ki- tapları, sözlükler, ansiklopediler ve Milli Eğitim Bakanlığı’nca önerilen yardımcı kitaplardaki Aleviliği aşağılayan tanımlama- lara izin vermeyeceğiz.

Söz kardeşim! Yasalarla bireylere dinsel kanaatlerini açık- lama zorunluluğu getiren, din ve inanç özgürlüğünün özünü zedeleyen, nüfus cüzdanlarındaki din hanesini tamamen çıkaracağız.

Söz kardeşim! Radyo ve televizyonlardaki egemen dinin sos- yal baskı mekanizmalarını üreten, farklı olanların kendisini tanıtmasını kamu hizmeti adına engelleyen tek yanlı yayınlara son vereceğiz. Dinsel hoşgörüsüzlüğü kışkırtan haber ve ya- yınları engellemek için denetim mekanizmaları işleteceğiz.

Söz Kardeşim!
Başta Alevilik olmak
üzere, devletin, farklı din, mezhep ve inanış türleri ve inanmayan yurttaşlar üzerinde bir inanışı dayatarak tahakküm kurma çabasını engelleyeceğiz. Tüm din ve inanışlara mensup yurttaşların kutsal atfettikleri bölge, bina ve yerlerine yapılan saldırıları nefret suçu kapsamına alacağız ve cezala-
rın uygulanmasını takip edeceğiz.

SÖZ KARDEŞİM!
Engelli yurttaşlar için eşitliği ve hizmetlerden eşit yararlanma haklarını savunacağız.

Türkiye’de ne kadar engelli olduğu bile tam olarak bilinmiyor. Devletin ön- celiği bu alandaki ihtiyaç sahiplerinin tek tek tespit edilmesi olmalıdır. Kamu mevzuatında bir çok hak tanınmasına rağmen ne engellilerin bunlara ula- şacağı bir mekanizma ne de devlet otoritesinin bunları sağlama konusunda iradesi var.

Söz kardeşim! Engellilerin bütün yasal haklarından eksiksiz faydalanmalarının takipçisi olacağız.

Engellilerin istihdamı yasal zorunluluk olmasına rağmen hem özel sektör hem kamu bu kurala uymamaktadır. Hatta AKP, kamudaki engelli istihdam zorunluluğunu bir müjde olarak sunmaktadır. Yasal hakkın müjdesi olmaz, uygulaması olur.

Söz kardeşim! Engelli yurttaşların istihdamının arttırılması amacıyla, özel sektör ve kamuda 50 ve daha fazla işçi çalıştı- ran işyerlerinde engelli yurttaş çalıştırma zorunluluğunu yüz- de 5’e çıkartacağız.

AKP’nin politikası, engelli yurttaşlarımıza kısmi maddi yardımlar/indirimler/ kontenjanlar vermek şeklindedir. Engelliler, gündelik yaşamda kısıtlı me- kanlara veya evlere şıkışmışlıktan kurtulamamaktadırlar. Bedensel engel, sosyal bir engel ile katmerlenerek yaşamlarını kuşatmaktadır.

Söz kardeşim! Kent yaşamından sportif olanaklara, eğitim hayatından tatil imkanlarına kadar yaşamın her sosyal zer- resinde engelli yurttaşların yer alabileceği şekilde planlama yapacağız. Her sosyal yerleşke/faaliyet nasıl Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporu ile tasarlanıyorsa, bizler de Engelli Kullanım Değerlendirmesi kriterlerini belirleyecek, yeni yapılan tüm bina, park, sosyal mekanlardan başlayarak varolanları bu kriterlere göre engelli yurttaşların katılımı ile yeniden yapılandıracağız.